“…´ABD Barışı´nın ´Asıl´ Anlamı!?..”

(… ‘Küreselleşme’ nin, -dolayısıyla Batı ‘nın, dolayısıyla ABD ‘nin-; dünyanın geri kalan kısmına, nasıl bir örnek oluşturduğunu anlayabilmek için; insanın, Vincent Jauvert ‘in ‘Silah Tüccarları Niye Bush’u Seçiyorlar’ başlıklı çalışmasını okuması lazım. (Le Nouvel Observateur, 3 Kasım 2004, sayı: 2086)

Yanılmıyorsam, şimdi sıra geldi Başkan Bush ve etrafındaki çıkar grubunun ‘marifetlerini’ sıralamaya; ahlâkı da, hukuku da, nasıl hiçe sayıyorlar…

Buyurmaz mısınız?)

Hükümet firmalarla fazla ‘samimi’ olursa…

(Tesbit/5. ”…bu avantacı takımının, Amerikan usûlü bu nomenklatura’nın, kamu ahlâkını filân hiç umursadığı yok. Haziranda Bush ve Cheney’nin iki has adamı, ‘kendi işlerini’ kurmak amacıyla, Beyaz Saray’dan ayrılıyorlar; bir lobby’cilik ofisi açıyorlar. İlk müşterilerini kim merak etmez? Locked Martin, evet o, ta kendisi! Mayısta ise Pentagon’un demirbaş hesapçısı, genel sayman Zakheim, hayatını değiştirme kararını veriyor. Peki nerede, üniversitede mi, bankalarda mı? Hayır, bilemediniz; Konsey’in devlerinden birinin, Savunma Bakanlığı’nın en büyük yüklenicilerinden, Booz Allen Hamilton’ın yanında, onun başkan yardımcısı olarak!..”

”…o da bir şey mi? Pentagon’un Alım/Satım Dairesi, silah mübâyaasıyla meşguldür. Büyük satın alma programları burada kararlaştırılıyor; ihâleler orada sâhibini buluyor. Peki George Bush, 2001 yılında Pentagon’un Mübâyaa Dairesi’nin başına kimi getirdi, bilin bakalım: F15 ve F18 uçaklarını üreten McDonnell Douglas firmasının eski patronunu; ilgili kişi, Edward Aldrige adında bir zat; McDonnell’in bir rakibi, o kaçınılmaz Locked Martin tarafından üretildiği için, F12 savaş uçaklarına kin besliyor. Savunma Bakanlığı’nda bulunduğu iki yıl boyunca, Mister Aldridge cenapları, bu uçağa karşı sıkı mücadele etti. Sonra hiç beklenmedik bir zamanda, 2003 yılı Mayıs’ında, büyülenmişçesine ‘evet’ deyiverdi: İki hafta kadar sonra, Pentagon’u terk ediyor; bilin bakalım, nerede göreve başlıyordu: Locked Martin’in Yönetim Kurulu’nda, evet!..”

”…başlı başına bir eş dost ve iş bilir kalabalığı ki, hiç kimse dokunamıyor. Bu yüzden haziranda, Batı-Virginia Senatörü Robert Byrd, ahlâk kurallarını pekiştirip öne çıkaran, bir yasa önergesi verecektir. Gerekçesinde diyor ki: ‘Yürütme Kuruluyla (Hükümet’le), Savunma Sanayii firmaları arasındaki ilişkiler, gereğinden fazla samimileşmiştir; eş dost kayırma alabildiğine geçerli; yolsuzluklar almış başını gidiyor..’ Cumhuriyetçi Parti’nin çoğunluğa sahip olduğu Kongre, Bush’un da tasvibiyle, Byrd’ün yasa önerisini reddetti…” )

Düşman mı? Bunu bilmeyecek ne var?

(Tesbit/6. ”…II. Bush döneminde, Pentagon handiyse sınırsız krediye sahiptir; bu sâyede, onlarca yıldır hayâlini kurduğu, o akıl almaz oyuncakların hepsini ısmarlayabilir. Meselâ, dalgaların arasında bir denizaltı gibi kaybolurken; (aca-

ba hangi?) düşman toprağının, 400 kilometre içlerine roket gönderebilen, General Dynamic’in kaçak kruvazörü gibi; ya da, 1980’li yıllarda, Sovyet Donanması’nı tahrip için tasarlanmış, otuz adet hücum denizaltısı benzeri. O tehlikeli oyuncaklar ki, hesap sâhibine tanesi -alıcı ya da satıcı oluşuna göre- 2 milyar dolara patlar ya da kâr edindirir. Ya da Sovyetler’in savunmasını delmek ve Mig uçaklarını tahrip amacıyla; Locked Martin’in özel olarak tasarladığı, hepsi sesten hızlı uçan o uçaklar ki bugün, terorizmle mücadele bahsinde, ne işe yarayacakları anlaşılamaz…”

”…bu silahların tek eksikleri, karşılarında savaşılacak bir düşmanın olmayışı. Olmaz olur mu, nasıl olsa bulunacak. Çok gerekirse, icad bile edilebilir. Zoru mu var? Bunun için, askeri/endüstriyel kompleksin, yarı resmi sayılabilecek sözcüsü Frank Gaffney’e kulak vermek yetiyor; kendisi, Washington’daki, o hayli nüfuzlu Center for Security Policy adını taşıyan, tink tank kuruluşunu yönetmektedir; hali tavrı düpedüz aristokrat, sakalı bıyığı zarifâne kesilmiş Gaffney, bu konuda demiş ki: ‘-…düşman mı? bunu bilmeyecek ne var: Düşman elbette Çin’dir; ona karşı silahlanmak gerekiyor!..’ Tamam, anlaşıldı; Afganistan’dan, Irak’tan sonra, demek bu sefer, Çin’e karşı savaşılacak. Gaffney, sözlerine şöyle devam etmiş: ‘-…bundan eminim! O kadar ki, en geç on yıl içinde bu savaşın olacağını söyleyebilirim!’ İşte birbirinden ince ve zarif, birbirinden usturuplu, onca silahı, tasarlamak ve üretmek; ve tekrar üretmek, ve tekrar üretmek ihtiyacı da bundan doğuyormuş zaten!..”)

Gelin oynayalım…

(…şimdi isterseniz, gelin oynayalım! Başından beri ‘marifetlerini’ sıraladığımız şahısların adlarını değiştirip, işadamlarına, sanayicilere, tink tink kuruluşu uzmanlarına, politika esnafına vs… Türk isimleri verelim; ortaya çıkacak o görkemli (!) tablo, acaba hepize bildik bir ülkeyi hatırlatacak mıdır, hatırlatmayacak mıdır?)

Cumhuriyet, 19.11.2004