“…Amaçları Belli, ´Bizans´ı İhyâ?!…”

Tesbit/7. ”… neresinden girseniz, konu tehlikeli ve vahim görünüyor, Türker Göksel ‘in (asıl adı başka) e-mail ‘i, bunun türlü kanıtından yalnızca birisi. Vahamet, doğrusu ya, yazının başlığından başlıyor, aynen şudur: ‘Patrikhane’nin Beş Aşamalı, Gizli Planı’. Nasıl beğendiniz mi? Şimdi isterseniz, geçelim ‘muhteva’ ya; bakalım neymiş?
”… Ruhban Okulu ile ilgili. 1972 tarihli ‘resmi’ belgeleri incelerken, bu konuda Patrikhane’nin, ne büyük çabaları olduğunu öğrendim. Hiç boş durmamış, başbakana, bakanlara mektuplar yazmışlar; ziyaretlerde bulunmuşlar. Ziyaret edilenlerden birisi de, dönemin Başbakanı Turgut Özal. Bu ziyaretin hemen arkasından Milli Eğitim Bakanı’na gönderilen şu mektup var…”

‘… Rahipler Okulu’muz ile ilgili sorunumuzu. Harbiye Orduevi’ndeki görüşmemiz sırasında, o zamanın başbakanı ve bugünkü cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’a anlattık. Yüce Atatürk’ün laiklik prensibine sadık olan saygıdeğer hükümetinizin, yıllarca önce yanan Patrikhanemiz binasının yeniden inşa edilmesine 4 yıl önce müsaade etmiş olması, tüm Hıristiyan âleminde müspet yankılar uyandırmıştır. (buraya dikkat!)

Rum Patrikhanesi için gerekli din adamlarını yetiştiren Rahipler Okulu’nun, tekrar faaliyete geçerek, geleceğin aydın din adamlarını yetiştirmeye başlamasına müsaade edilmesinin olumlu etkileri, şüphesiz çok daha fazla olacaktır.’…”vatansever1919@Yahoo.com

Hepsi bu mu? Hepsi bu kadarcık mı? Yok canım, olur mu öyle şey?…)

‘Yeni’ Konstantinopolis’e doğru…

(Tesbit/8. (”… bu arada, Ankara Ticaret Odası yayımlamakta olduğu ‘Vatansever’in El Kitabı’ dizisinin üçüncü kitabında; ‘Patrikhane’nin Beş Aşamalı Gizli Planı’ nı gündeme getiriyor ki buzdağının su içinde saklı tarafını, olanca heybet ve dehşetiyle görüyorsunuz. İster misiniz, bu aşamaları, birer birer özetleyelim?..”

”Aşama/1. ‘TC kanunlarının, vesayet ve engellemesinden, kurtulmak! Patrikhane, Lausanne Antlaşması’na tabi olduğundan, Azınlık Statüsü’ne bağlıdır; bu yüzden Patrik ve Sen Sinod üyeleri, ancak TC vatandaşı ruhâniler arasından seçilebiliyor. Rum Patrikhanesi’nin Vatikan Statüsü’ne yükselebilmesi için önce TC yasalarının vesayetinden kurtulması lazım; ‘Ekümeniklik’ sıfatının verilmesi, bu yüzden gerekli sayılıyor; eğer Patrikhane ‘ekümenik’ olursa, Türkiye artık onu kontrol edemeyecektir…’

”Aşama/2. ‘Sur içindeki eski İstanbul’un, ekümenik sıfatıyla, eski Konstantinopolis olarak, yeniden ihyası. Türk ve Rum işadamlarının satın alıp, azınlık vakıflarına; onların da, Patrikhane’ye hibe ettikleri gayrimenkullerle; Patrikhane, bu düşüncenin altyapısını önemli ölçüde gerçekleştirdi. ‘İstanbul’u sorunlardan kurtarma gibi projelerle de, ‘Sur içindeki İstanbul’, esas şehirden ayrılır, dini ve kültürel çehresi öne çıkarılırsa, Vatikan’a giden yolda çok büyük bir aşama kaydedilmiş olacak. BM, AB, UNESCO ve Dünya Kiliseler Birliği gibi kuruluşların parasal yardımlarıyla, şehrin eski Bizans ve Hıristiyan çehresi ön plana çıkarılacak; Patrikhane, mülkiyetine sahip olduğu çevre araziyi yerleşime kapatarak, kendi kontrolüne almış olacak…’

”Aşama/3. ‘… Hıristiyan ülkelerin, İstanbul’da dini ataşelikler açmaları. Türkiye’de büyükelçilikleri bulunan tüm Hıristiyan ülkeler, Patrikhane civarındaki yeni Konstantinopolis’te birer ‘Din Ataşeliği’ açacak. Bunlar bir süre sonra Vatikanlaşacak (yani devlete dönüşecek) düzendeki, büyükelçilikler olacak…’

Türkiye’nin hükümranlık hakkı ne olacak?

”Aşama/4. ‘BM, AB, UNESCO gibi uluslararası kuruluşlar, surlar içindeki tarihi Konstantinopolis’i ‘açık şehir’e dönüştürerek, Türkiye’nin ‘hükümranlık hakkı’nı tartışmaya açacaklar. Önceki üç aşama gerçekleşirse, Türkiye artık gelişmelerin önüne geçemeyecektir. Başta BM, AB, Dünya Kiliseler Birliği, UNESCO gibi birçok uluslararası kuruluş, tarihi Konstantinopolis’in restorasyonunda katkı sahibi olacak; şehrin Bizantinist ve Hıristiyan karakteri ön plana çıkarılacak…’

”Aşama/5. ‘Vatikan’ın (Bizans’ın) yeniden kuruluşu. Bu safhada, ‘ekümenik’ bir Patrikhane’nin önderliğinde, Bizans yeniden ihya edilmiş oluyor. Önce İstanbul’un tamamı, sonra da kademeli olarak, Boğaz’ın Avrupa yakasındaki toprakları, Türkiye’nin elinden çıkarılacak. Ekonomik darboğazlarla bozulan, dış baskı ve ambargolarla bunalan, PKK terör örgütü ve sözde dost komşularıyla boğulan bir Türkiye, bu safhada elbet dünyayı karşısına alamayacak, mücadelede hiçbir yerden destek de bulamayacak.’…”

Türker Göksel (asıl adı başka) işi bu kadarla bırakmamış, son dönemde -Ankara ‘yla can ciğer kuzu sarması- Atina ‘nın, Patrikhane ‘yle ilişkilerini, bu konuda verdiği talimatları ve aldığı kararları sıralamış; ayrıca, Pentagon ‘da ‘Özel Planlar Dairesi’ nin, ‘İstanbul Ekümenik Patriği’ hakkında, Başbakan Yardımcısı Wolfowitz ‘e yazdığı ilginç belge ve akıbeti de var.

Neyse, bakarız.)

Cumhuriyet, 03.12.2004