Attila İlhan…

Dr.Ali Nail Kubalı

Attila İlhan müthiş çalışkan bir insandı! Yaşamı çok yönlü, çok bölümlü idi. Bende onun her kişiliği ayrı bir hayranlık uyandırmıştır. Aynen bir manzaraya bakar gibi. Her yönde farklı güzellikler görürsünüz ama sizde huşu uyandıran o güzelliklerin bir araya gelmesinden oluşan muhteşem panoramadır.
Attila İlhan, bir insan ömrüne çok zor sığacak güzellikleri bir araya getirerek muhteşem bir hayat yaşadı.

YAZAR VE DÜŞÜNÜR
* Büyük bir edebiyat adamı idi: Şairdi, romancıydı, senaryo yazarı idi, muhteşem denemeleri vardı.
* Büyük bir düşünürdü: Derinlemesine bir tarih, edebiyat, sosyoloji bilgisi vardı. Eğitimi
yorumsuz “ezber”, teknolojisi “bilgi transferi”, düşüncenin en güvenli sağlamasının “Dünyanın neresinde var?” sorusu olan Türkiye’mizin insanıydı. Ama bu yetişme ortamına karşın özgün ve “özgüncü” idi. Bana göre en güçlü yanı geniş bilgi haznesinden özgün yorumlar ve kurallar çıkarabilmesiyidi. Bu anlamda da küçümsenmeyecek bir “gelecek bilimci”ydi (fütürolojist). Zaman, pek çok görüşünü yadsınmaz biçimde doğrulamıştır.
* Güçlü bir ideolojisi vardı. Atatürk’ün yapmak istediklerini en iyi anlayan, onu en doğru ve akılcı muhakeme eden ve yorumlayan insanımızdı. Güçlü bir akıl ve muhakeme insanı idi.
Türkiye için bu anlamda ulusalcı, adaletçi, tam bağımsızlıktan yana, antiemperyalist, çağdaşlaşmadan yana ama ulusal tarih ve törelerle barışık, özgün bir şablona inanırdı.
* Korkusuz bir idealistti. Her ideoloji sahibi insan idealist midir? Tabii ki hayır! Attila İlhan düşünceleri için bir ömür boyu savaşmış, bu nedenle meşakkat çekmeyi göze almış ve çekmişti. Ortaya koyduğu ideolojinin yılmaz bir savaşçısıydı.
Vefatından sonra geçen şu birkaç gün içinde yazılanlardan görüyorum ki Attila İlhan’ın bu farklı yüzeyleri bir araya getirmiş kişiliği, yaşamlarını bu uğraşlardan sadece bir tanesi ile geçirmiş bazı düşünürümüz tarafından biraz da yadırganıyor. Belki de anlaşılmıyor.
Örneğin edebiyatçılarımızdan, onun son yıllarda köşe yazıları, televizyon konuşmaları ile verdiği “Türkiye çabası”nı eleştirenler var. “Keşke o çabaları edebiyat için, şiir için verseydi,” diyenler var.
Özgün düşünce sistemini yadırgayan, onu “şematik” bulanlar var. Halbuki analitik düşüncenin temel amacı “karmaşa”dan kapsamlı bir “sistematik şema” çıkarabilmek değil midir?

ANLAŞILAMADI
Onun “ulusalcılığını” eleştirenler var.
Tarihsel kökenlere önem veren yaklaşımını, ümmetçi bularak eleştirenler bile var!
Attila İlhan da ölümü anlattığı o muhteşem şiirinde anlaşılmamakla ilgili endişelerini dile getiriyordu:
“an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür.”
Nur içinde yatsın!