Attila İlhan’ın ardından

Oktan Erdikmen

Önümüzdeki yılın takvimleri tarihte bugün bölümlerine Attila İlhan’nın ölümünü de yazacaklar. Kuşaklar boyu okunacak kitapları, edebi ve düşünsel anlamda çığır açan görüşleri ile tartışılmaya devam edecek olan İlhan, nefes alan hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir yerlerden bizi izleyecek, mücadelesine devam edecek.

Gece doğru dürüst uyuyamamış, geç kalmayayım diye, en fazla 10 dakika bakabileceğim gazeteler için bilgisayarımı açmıştım. Kaptan’ı ölümü nedense birinci haber değildi ama ben de diğer haberleri okuyamadan Hürriyet’in başlığına kilitlenip kalan milyonlardan biriydim: Elde var hüzün.. Gelenektir, pek iyi tanımadığımız birisi öldüğünde hemen sorarız: Kaç yaşındaydı? Tamam o 80 yaşındaydı. Son dönemlerde rahatsız olduğunu, gazetedeki yazılarına ara verdiğini ve televizyona gelemediğini de biliyorduk. Yine de ölümü hiç yakıştıramadığımız bir insanı kaybetmenin acısı dayanılmazdı. “Her ölüm erkendir” ya, onunkisi başkaydı..

Aklıma ilk gelen eski sevgililer oldu. “Elimden tut yoksa düşeceğim dediklerim, yağmurdan korktuğumu bilsin” istediklerim geldi. Onların ne kadar üzgün olabileceklerini düşündüm. Hepsini arayıp başsağlığı dilemek aklımdan geçti; bir an için “zaten hiç olmadıklarını” unuttum. Attila İlhan, en büyük şairlerden biriydi..

Hangi ölüm dedim kendi kendime, kime göre ölüm? Satır satır altını çizdiğim onlarca kitap aklıma geldi. Hangi Sol, Hangi Sağ, Hangi Batı? Bir milletin yeniden uyandırı lışı. Marksist Kemalist sentez, realizm geldi. Attila İlhan, en büyük düşünürlerden biriydi.

Ben onun, sevgilisine Nazım Hikmet şiirleri gönderdiği için atıldığı liseden mezun olabilmiştim. Gerçi ben de lisede sevgilime Nazım Hikmet şiirleri göndermiştim, aklıma önce ne kadar şanslı olduğum, sonra İzmir geldi. Ünlü mezunlarımız arasında adını göremediğim zaman üzülürdüm. Çok değil dört yılımı alıp, bana bir karakter veren İzmir Atatürk Lisesi; Demokrat İzmir’deki anılarını anlatışı, Alsancak şiirlerinin hikayeleri geldi. Attila İlhan en büyük İzmirlilerden biriydi.

Bir gün demişti bize, İzmir’i dolaşıyordum. Eski yazı bir kitabe gördüm. Hikayesini anlattılar, İzmir’e ilk giren ve girer girmez şehit olan askerlerimizin anısına dikildiğini söylediler. Ben eski yazı bilmem, bilen birini buldum geldim, çok değil iki kelimelik bir şeyler yazılıydı. İşte o iki kelimeyi duyduğum zaman, İstiklal Savaşı’nın anlamını daha iyi kavradım. Bu kelimeleri söylemeden önce sizden bir şey isteyeceğim. Akşam evinizde çalışırken, en çok yorulduğunuz anda, başınızı kitaplardan kaldırın ve söyleyeceğim bu iki kelimeyi düşünün. Göreceksiniz yorgunluğunuz geçecek, çalışmaya devam edeceksiniz. O anıtta yazılı olan iki kelime: Vatan ve namus..” Attila İlhan, en büyük devrimcilerden biriydi.
Gittiği gece İstanbul’a yağmurlar yağdı. Dökülenler yalnız sevenlerinin değil, İzmir ve Paris’in de gözyaşlarıydı. Elini uzatsa tutacak milyonlar vardı, ama “o an” gelmişti, uzatamadı..