“…Bir ´İbret Mektubu´!..”

(…’vatan ve namus’ bilincinin oluşturduğu, o ulusal ‘dip dalgası’ nın; için için kaynayarak, nasıl yükseldiğini gösteren, bir sürü mektup alıyorum; içlerinden birisini, – Bircan Mine ‘nin (asıl adı başka) gönderdiğini- ibret-i âlem için sizinle paylaşmak istedim)

‘… Kahrımdan öleceğim!..’

”…1977 senesinden beri Berlin’de yaşıyordum; beş ay önce Türkiye’ye döndüm; babam öğretmendir, zamanında bakanlık tarafından yurtdışında Türkçe dersi vermek üzere kadrolu gitti; biz de tabii gitmek zorunda kaldık…”

”… Almanya’da yaşamayı, hiçbir zaman sevemedim ve hiçbir zaman mutlu olmadım; hayalim hep yurda dönmekti ve burada yaşamaktı. Şimdi yurdumda olmaktan ne kadar mutluyum bilemezsiniz ama.. birçok Türk insanının Türk insanında olması gereken asâletin gramına sahip olmadığını gördükçe, gittikçe karamsarlığa dönmekte olduğumu da belirtmek isterim. Ölüyorum hocam, kahrımdan öleceğim; bunun için mi ben, ‘vatanım’ diye hasretle ayları saydım?..”

”… Buraya geldiğimden beri, herkesin bana söylediği tek şey, ‘Sen manyaksın, Almanya gibi bir yer bırakılır da gelinir mi?’ Orası Avrupa ya, hani ‘medeniyetin beşiği’ ya, ben ise geliyorum bir Üçüncü Dünya Ülkesi’ne, ilkel ve geri bir memlekete! İnsanlar bana şüphe ile bakıyor, iş için müracaata gidiyorum, deniyor ki ‘Neden döndünüz geri?’; cevabım , ‘Orada mutlu değildim ve hiçbir zaman olmadım; zaten bizi istemiyorlar, yirmi beş sene yaşadım biliyorum; Almanya’nın bütün rahatlığını ve imkânlarını istemiyorum; vatanımın tadını çıkarmak istiyorum artık, az kazanayım ama burada yaşayayım istedim’ diyorum, ama bön bön bakıyorlar; gerçekten bu çok mu ‘manyakça’ görünüyor?..”

”… Siz Türk insanının ahlâkından, asâletinden bahsediyorsunuz hocam, ben buradayım, kaç aydır bir sürü insanla karşılaştım ve bunlara sahip çok az insana rastladım; zaten öyle bir hal almış ki millet, ‘Türküm’ derken fısıldıyor utanırmışçasına; biz ise, Almanya’larda gururla ‘Türküz’ diyorduk.. kendi memleketimde bunu deyince, hemen ‘faşist’, ‘ırkçı’ yakıştırması yapıyorlar; yahu ben Türküm demekle, neden faşist olayım. ‘küresellik’, IN, ‘milliyetçilik’ OUT olmuş; milli onura sahip insanları da ‘faşist’ veya ‘ırkçı’ ilan et, olsun bitsin!..”

‘… Irkçılık genlerine işlemiştir, fakat…’

”… Yazdığınız kadın karakterlerine artık rağbet yok hocam; namusunuzla, onurunuzla ve değerlerinizle iş ararsanız, bulamıyorsunuz. Tecrübe konuşuyor Hocam, kalifiye bir insanım, aklıma ve yeteneklerime güvenirim; çok iyi referanslarım var Almanya’dan; orta derecede İngilizce ve fevkalâde Almanca bilirim; bunca sene Avrupa’da yaşamış olmama rağmen, değerlerimize, kültürümüze, inancımıza sadık ve milli onuru yerinde bir bayanım; beş aydır neden iş bulamadım peki, Hocam? Ne ‘göbeği açık’ giyinirim, ne de moda olan züppeliklerim vardır; galiba geri kalmış havası veriyorum insanlara, beni beğenmiyorlar sanırım Hocam!..”

”… Kadınlar kendi hayatlarına sahip çıkıp, zorlukları göğüslemektense, hayatını kolaylaştırmak için ya zengin koca bulmak umudu ile kendi değerlerini düşürüyorlar; ya da birilerinin sevgilisi olup, seviyeli(!) aşklar yaşıyor; sonrasında da bir gün kendi zavallılıkları ile yalnız ve çaresiz kalmaya mahkûm oluyorlar. Erkekler ise ayrı bir şaşkınlık içinde, maymun iştahlılık mı, yoksa bile bile lâdes demek mi her neyse, anlayamadım ama, her şeyi sadece cinsel bakışla değerlendirme alışkanlığına kapılmışlar. İlginç olan nedir biliyor musunuz, o Avrupa denilen yerde bile bu kadar ikiyüzlülük ve ahlâksızlık yoktur; Almanlarla bunca sene yaşadım, aralarında çok iyi arkadaşlarım da olmuştur ama, çok iyi biliyorum, ırkçılık genlerine işlemiştir; fakat dürüstlüklerine hayranımdır. Şu an, AB budalası Media’nın ürettiği, çarpık ve yanlış kopyalanmış bir Avrupalılık moda Türkiye’de; Avrupalıların iş ciddiyeti, kendi hayatlarına ve kişiliklerine duydukları saygı, maalesef arada kaynamış..”

‘… Gülsem mi ağlasam mı, bilemiyorum…’

”… Velhasıl bunu da beceremediler hocam, ne Avrupalı olabilecekler (Avrupalı olmak ne demekse, o ayrı konu) ne de Türk kalabildiler; cinnet getiren bir toplumla karşılaştım hocam, üzüntümden gittikçe karamsarlığa düşüyorum; Atatürk bir yerde, ‘… teessüfle söylüyorum ki, Türk’ün geleneksel dostu yoktur’ diyordu, ‘… Çıkarlar ortak olunca, Avrupalılar buna hemen geleneksel dostluk ismini vermişlerdir!..’ Bu Millet Atatürk’ü nasıl anlıyor, hocam? Daha doğrusu, niçin anlayamamış? ‘… Batılılara, Batılılar’ın yöntemleri uygulanırsa, o zaman akılları başlarına gelir!’ (Cahit İmer-Atatürk’ten Seçme Sözler) ‘… Haklarımıza, şeref ve haysiyetimize hürmet edildikçe, karşılıklı hürmette kusur etmeyeceğiz; fakat ne çare ki, zayıf olanların hukukuna hürmetin noksan olduğunu veya hiç hürmet edilmediğini çok acı tecrübelerle gördük’ (Cemal Kutay-Atatürk’ün Son Günleri!)

Hocam, ben bunları okudukça onurlandım, gurur duydum; geçmişimden güç aldım ve Türküm demekten hiç çekinmedim, gocunmadım; oysa şu an sanki ben Türkiye’de değil de bambaşka bir yerdeyim ve gene ‘yabancı muamelesi’ görmekteyim, neden Hocam? Kendi ülkemde bana yabancı muamelesi yapılacağını, ahlâklı kalmak için savaş vermek zorunda kalacağımı ve bu yüzden de dışlanacağımı hiç aklıma getiremezdim… Gülsem mi ağlasam mı, bilemiyorum…”

Sizce yorum gerekir mi? Bence, hayır!

Cumhuriyet, 15.03.2004