“…Elleri Armut Toplamıyor!..”

(Tesbit/1. ”… Türk aydını, ülkesini ve tarihini, yöresinin ve bölgesinin koşulları içinde değerlendirmeyi, adeta unutmuştur; kriterleri sürekli Batı ‘dandır, dolayısıyla yanlıştır; çünkü Batı ‘da geçerli olacak gerçeğin, Doğu ‘da geçerli olacağını söylemek müşkül; çünkü koşullar farklıdır, mantalite de farklı olacaktır; kim bilir belki de bu yüzden, Adnan Menderes , ona ‘İki kere iki, her zaman dört eder’ diyen, zamanın Dünya Bankası Başkanı McNamara ‘ya, ‘Türkiye’de, bazen beş eder’ diyebilmişti. Bu gerçeği, Lucien Goldmann gibi bir Batılı düşünce adamı, anlamış, bakınız ne diyor:

”… Türkiye için Rusya’yı, Abdülhamid(2) için Çarlık rejimini: Pan/İslamizm için Pan/Slavizmi Almanya’nın desteklediği ilk Türk devrimi için, Batılı güçlerin desteklediği, (‘Rusya’daki) Şubat Devrimi’ni; Turancılık için Komünizm’i ve son olarak, belki de Enver Paşa için, Stalin’i okumak gerek!..” (Lucien Goldmann’dan aktaran François Georgeon . Pantürk Düşü. Stefanos Yerasimos ‘un hazırladığı, ‘Türkler, Doğu ve Batı, İslam ve Laiklik’ , s. 194)

‘Takke düştü, kel göründü…’

Tesbit/2. ”… Kapitalizm’in iç çelişkileri, emperyalizm olarak ortaya çıkmakta; ve dışarıya, savaş ve sömürgecilik olarak, ihraç edilmektedir. Sermaye’nin değerlenmesi, kâr hadlerinin sürdürülmesi; iç sınıfsal çelişkilerin, dışsal artı/ değer aktarımı yoluyla bastırılması problemi, teknolojik devrimlere rağmen, Batı’nın iç düzenini sürdürebilmesinin, hâlâ sömürüye bağlı olduğunu göstermektedir. Kapitalizm’in çelişkilerinin içsel olduğu, bir kez daha ayan beyan görünmektedir, (buraya dikkat) ve iddia edildiği gibi bu içsel çelişki ve çatışma, aşılabilmiş değildir. Batılı düzenlerin istikrarı, hâlâ dışsal sömürüye, özellikle de, Doğu’daki ekonomik kaynakların ele geçirilmesine bağlıdır…”

”… Kapitalist kabul ve paradigma, insanlığı topyekûn felakete sürüklemektedir. Çıkarlarının peşine koşan birey; çıkarların, görünmez tanrısal bir el gibi düzenlendiği, piyasa anlayışı; doymaz, tatmin olmaz, aşırı tüketim batağına batmış bireyler ve toplumlar; öte tarafta ise koyu ve derin bir yoksulluk yaratmaktadır: ABD’deki obezlik ve Afrika’daki açlık problemi, doğrudan birbirine bağlıdır..” (Yarın Dergisi, Mayıs 2004, Burhan Ümid ‘in yazısı, ‘Çok Kutuplu Dünya ve Avrasya Seçeneği’ , s. 13)

Çare, Batı’ya çekilen ‘rest’!..

( Açık İstihbarat/1. ”… a. Çin Devlet başkanı, 29 Ocak-4 Şubat 2004 tarihleri arasında, sırasıyla Mısır, Gabon ve Cezayir’de resmi ziyaretlerde bulundu. Çin Devlet Başkanı, 29 Ocak 2004’te, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile görüştü. 30 Ocak 2004 tarihinde Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Çin Dışişleri Bakanı Li Zhaoxing, Kahire’deki Arap Birliği Genel Merkezi’nde görüştü ve ortak bir açıklama yaptılar: ‘Çin/Arap İşbirliği Forumu’ kuruldu ve ‘Çin/ Arap işbirliği Forumu Deklarasyonu’ imzalandı. Gerçekten, gerek zamanlama ve gerekse içerik açısından bu anlaşma, bir bakıma, ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) karşı bir alternatif olarak görülebilir. Ayrıca, ‘Şanghay Beşlisi’ denilen stratejik birlik ile, Rusya Çin’in yakın ortağıdır..”

”… b. Dünyanın yüzde 25 petrolünü üretim ve ihracat kapasitesine sahip Suudi Arabistan 11 Eylül olayı’ndan sonra, ‘her Müslümanı terörist gören Amerikan Yahudi politikasından’ sıkılarak; ABD bankalarında yatan 1 trilyon dolar ile borsadaki 1 trilyon dolar sermayesini, yavaş yavaş çekerek, savaş karşıtı Fransa, Çin, Almanya ve Rusya’ya yatırmaya başladı. Sadece Fransa’ya kaçan paranın, iki yıl içinde 270 milyar doları bulduğu belirtiliyor…”

”… c. En sürpriz gelişme ise Suudi veliaht Prens Abdullah bin Abdülaziz’in, geçtiğimiz eylül ayında Moskova’ya yaptığı ziyarette, 5 yıllık büyük enerji anlaşmalarını imzalaması oldu. Bunun sonucu olarak Rus Lukoil Petrol Şirketi, Suudi Doğalgaz sektörüne, 200 milyon dolarlık yatırım anlaşmasını, Suudi Aramco ile geçtiğimiz ay imzaladı. Yüzde 80 oranında pay alan Lukoil Şirketi, süresi kırk yıl olan anlaşmanın yürütülmesine 2005 Şubatı’nda başlıyor. Ayrıca İran’la Anaran ve Mısır’la Gessum petrol yatakları konusunda anlaşmalar yapan Lukoil; eğer Irak işgal edilmeseydi, sâbık Irak lideri Saddam’la, 1997 yılında Batı Kurna alanında yaptığı anlaşmayı hayata geçirecekti..”

”… ABD/İsrail/İngiltere üçgenine karşı çekilen kılıç, petrol üretim ve ihracatında, dünyada ikinci sırada yer alan Rusya’nın; birinci sıradaki amansız rakibi Suudi Arabistan’la ittifakı, ABD’ye çekilmiş bir rest olarak algılanabilir…” (Tercüman, 26 Mart 2004, Nuh Gönültaş ‘tan alıntı: Aydınlık, 23 Mayıs 04’te, Vural Savaş ‘tan naklen)

O zaman soru şu: besbelli bölgede hava bozmaktadır; bu badirede, ‘Türkiye Apartmanı’nın yöneticisi ne yapıyor? Uyuyor mu?

Cumhuriyet, 07.06.2004