“…Geleceklerdi de, Niye ´Gitmişlerdi´?..”

… Mme Victoire beni, mahzun, basbayağı kederli gözlerle karşılamıştı; İstanbul ‘dan geldiğimi duyunca, görmek istemiş; sebebini, Claude ‘dan öğreniyorum; ”…onlar, İstanbullu Yahudiler; 1925 yılında, Fransa’ya göçmüşler!” Evin duvarlarında, Türk işi iki seccade asılıydı; alaturka kahve ikram ettiler; Mme Victoire , Türkçesinden ‘utandığını’ söyleyerek, benimle Fransızca konuştu; her haliyde, ciddi bir yurtsama ( daussıla/nostalgie ) içinde olduğu görünüyordu; yoksa niçin, uzun uzun, ‘Uskumru Dolması’ nı, ‘Bebek/Eminönü Tramvayını” , ”Yaprak Sarması” nı konu edinsin?

Kendimi tutamayıp, sormuştum: ”-…oraya bu kadar bağlısınız da, neden yurdunuzu terk edip gittiniz?..” Açık ve kesin hiçbir şey söylemedi, lâfı dolaştırdı durdu; ama, sesinin ahenginden, ‘ Türkiye ‘de hayatın, onlar için artık asla Tanzimat sonrasındaki gibi olmayacağını anladıkları; bu yüzden, ‘gurbet’i seçtikleri’ anlamı çıkıyordu: Tanzimat bitmiş, tam bağımsız, özgür ve ayaklarını sımsıkı toprağına basan, bir Cumhuriyet ilân edilmişti; bu, Osmanlı ‘yı soyup soğana çevirmiş olan, ‘Batılı ve Batıcı’ (yâni Alafranga) takımını, -bu arada elbet Musevi, Katolik ve Ortodoksları irkiltiyordu.

Niye mi anlatıyorum, şundan: aynı dinlere mensup hayli ecnebinin, her geçen gün biraz daha artan bir iştahla, ülkemizde arazi satın aldığı haberlerinden geçilmiyor; her okuşuyumda Mme Victoire ‘ı ve onunla konuştuklarımızı hatırlayıp, kendi kendime sormadan edemiyorum da, ondan: ”-…ne değişti? Yoksa artık Anadolu’da o ‘Cumhuriyet’ yok; yeniden ‘Tanzimatçı’, ‘ecnebi dalkavuğu’ bir yönetim var da, ondan mı dönmeyi düşünüyorlar?”

Bu soru, aklı başındaki her Türk yurttaşının -dini, mezhebi, dili, kökeni ne olursa olsun- külahını önüne koyup, üzerinde düşünmesi lâzım gelen, vahim sorudur. Hele Anayasa Mahkemesi’nin, aynı konuda almış olduğu önemli kararları, unutmadıysa…

‘İsrail devleti bu yoldan kuruldu…’

(Tesbit/3. a)…Anayasa Mahkemesi ‘nin 9 Ekim 1986 tarihli -E.1986/18, K:1986/24- kararıdır:

”…ülkede yabancıların arazi ve emlâk edinmesi, salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. (buraya dikkat!) Toprak devletin, vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve bağımsızlık simgesidir.

Satışın yabancı ülke uyruğundaki gerçek kişilere yapılması halinde, satılan toprakların gerektiğinde geri alınabilmesi olanağının varlığına güvenilemez. (buraya dikkat!) Yabancıların her an kendi devletinin himayesinde olduğu dikkate alındığında böyle bir yola başvurulmasının, devletlerarası çetin sorunlara yol açması kaçınılmazdır…”

b) …yabancıların taşınmaz edinmelerine ilişkin düzenlenen 21 Haziran 1984 tarih ve 3029 sayılı yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine gerekçe:

”…ülke ile millet arasında bağlantı bulunduğu, ülkenin bu millet fertlerine ait olduğu, bu hükümlerden yararlanacak belli bölgelerde toprak alacak yabancıların, o bölgelerde çoğunluk sağlayıp etkinlik kazanabilecekleri, (buraya dikkat!) bu yöndeki gelişmelerle yabancılar tarafından mülk edinilen ülke topraklarının, ülkeden kopma durumuna gelebileceği, tarihte böyle olayların yaşandığı; (buraya dikkat!) Arap topraklarında Yahudilerin bu yolla sağladıkları etkinlik sonucu İsrail Devleti’ni kurmayı başardıkları…”

İyi de, ‘pirelenecek’ ne var? Bakalım, ne varmış?)

‘…Sinagog yoksa, para da yok!..’

( Açık İstihbarat/1. … Şanlıurfa , 2000 yılından bu yana şehirde uygulanılması ısrarla talep edilen, bir proje ile karşı karşıyadır: ”Dinler ve Kültürler Parkı Projesi” ! Projenin ‘meramını’ pek güzel ifade eden, birkaç ara başlığa şöyle bir göz atmak ister misiniz?

A/ ”Projeye göre, Şanlıurfa’nın göbeğine, bir sinagog ve bir kilise yapılacaktır. Urfa eski Belediye Başkanı Ahmet Bahçıvan, Bakan Mumcu’ya ‘Urfa’da Yahudi yok ki! Projeden sinagog ve kiliseyi çıkartın onaylayalım. Eğer proje, iddia ettiğiniz gibi turizm amaçlıysa, eski yıkılmış kiliseleri onarın’ der. Bakanlıktan aldığı yanıt, projenin ve kaynağın sahibini ele verir: Sinagog yoksa para da yok!”

B/ ”Projenin yer aldığı kitapçığın girişinde ‘2000 yılı İnanç Turizmi için farklı kültür ve inançlardaki toplumları bir araya getiren, barışa ve huzura katkı sağlayan, öncü ve örnek bir uygulama olacaktır’ deniyor. İsrail tarafından hazırlanan ve yapımı için 20 milyon dolar kaynak ayrılan projenin uygulanma alanı 186 bin metrekare; uygulanacağı yer, Şanlıurfa’nın tam ortası!..”

C/ ”…bölgedeki önemli insanları, İsrail’e davet ediyorlar. Muhtarları, Sulama Birlikleri’nden, Ziraat Odaları’ndan bazı insanları götürüyorlar; otel ve yemek dahil, bütün masrafları karşılıyorlar. Şimdi pek çok çevrede, ‘İsrail gelse daha iyi olur’ anlayışı hâkim olmaya başladı. Önce zihinlerde zemin hazırlıyorlar…” (Ayrıntılı bilgi için, bkz: Aydınlık , 15 Ağustos 2004, s.4-11)

Gâzi’nin Cumhuriyeti ‘nden niçin gitmişlerdi; şimdiyse, niçin geliyorlar, anlaşılmıyor mu?..)

Cumhuriyet, 27.08.2004