“…Herşey ´Gün Gibi Açık´… ve Ortada!…”

…Nerede kalmıştık? Bunu bilmeyecek ne var? CHP ‘yi tartışıyorduk? Arkasını getirmek için, önceki ‘tespitlerimizi’ hatırlasak, galiba iyi olacak:

Şöylece özetleyelim…

1/ Müdafaa-i Hukuk Doktrini , önce Anadolu halkının, arkasından bütün yeryüzü mazlumlarının, ‘hürriyet ve İstiklâli’ için; mâhiyeti ve yapısı ‘Sol’ da oluşturulmuş, Anadolu İhtilâli ‘ni öngörüyordu. Bunun en iyi kanıtlarını, a) Halk Zümresi platformu, b) İlk Meclis’teki her iki siyasi partinin, düpedüz Komünist oluşu (TKP ve İştirâkiyun) , c) Ankara ‘nın Devrim’ i, Sovyetler ‘le -İttifaka yakın- bir dayanışma içinde geliştirmesi, oluşturur.

2/ Gâzi , demokrasilerde siyasi partilerin, ‘sınıfsal zemin üzerinde’ oluşturulduğunun farkındadır; ‘bu gayet tabiidir’ , demiş; sanayileşememiş Anadolu ‘da işçi sınıfının henüz mevcut olmayışından, kuracağı ‘Devrim Partisi’ ni, sınıfsal bir partiden çok; ‘mazlum halk kesimlerinin’ geliştireceği, bir ‘Halk Cephesi’ (Front Populaire) olarak örgütlemiştir. Bunun, sıradan siyasi bir ‘fırka’ (parti) sayılamayacağını, o söylüyor.

3/ Halk Fırkası, ‘Beyaz, Hıristiyan ve Batılı’ Emperyalizm’ ‘e; dolayısıyla Osmanlı ‘dan, ‘müdevver’ gayrimüslim Komprador Burjuvazi ‘sine ve Tanzimatçı ‘alafranga’ aydınlara karşı, kesin tavır koymuş bir partidir, onun amacı, Ulusal Demokratik Devrimi , dolayısıyla ‘kendi’ ulusal ekonomisini, kültürünü ve savunmasını gerçekleştirmektir.

4/ Gâzi ‘nin ve onu destekleyenlerin bu tavrı, hem Emperyalist Batı ‘yı, hem de onun yedeğindeki Osmanlı Bürokrasisi kalıntılarıyla, işbirlikçi ‘alafranga’ aydınlara ‘muhâlefete’ sevketmiştir; ne hazindir ki bu muhalefeti, Gâzi ‘nin İstiklâl Savaşı ‘ndaki silah arkadaşları; – Devlet-i Aliyye’ ‘yi batıran, İttihatçılar’ın da katkısıyla-; Terakkiperver Fırka olarak örgütlenmişlerdir; yazıktır, çünkü Terakkiperver Fırka’, Ankara ‘ya karşı muhâlefete; Tanzimatçı aydınların ‘alafrangalığını’, Devlet-i Aliyye’yi batıran komprador iktisadı, savunarak başlamıştır. Daha da vahimi, elbet, Batı’ nın tam da o sırada, Musul Ültimatomunu vermesi, Şeyh Sait ve Süryâni İsyanlarını kışkırtması! Besbelli amaç, Ankara ‘ya başeğdirmek! Özellikle İngiliz kamuoyunda, Media baskısı korkunç!

Meğer de Redcliffe, ne demiş imiş?

S tratford de Redcliffe, Kırım Savaşı sırasında, bir yardımcısına şöyle demişti: -…Avrupa hükümet sistemleri, Avrupa fikirleri, Avrupa yasa ve âdetleri!.. Gerçekte hiçbir Türk, bunları gerçekten beğeniyormuş gibi davranamaz” . Arkasından

da şunları eklemişti: ”-…Eğer günün birinde, Doğululara, ‘liberal hükümet’ fikirleri aşılanırsa, mahvolmaları kesindir.” (Alan Palmer, ‘Son Üçyüzyıl Osmanlı İmparatorluğu? Bir Çöküşün Tarihi’ s. 145. İş Bankası Kültür Yayınları, 2002)

Türkçü aydın Falih Rıfkı Bey (Atay) , -yâni Gâzi ‘nin takımı- bunun o kadar farkındaydı ki, o yıllarda o, şu satırları kaleme alıyordu:

… Devletçiliğin, iktisat kitaplarındaki eleştirisi, bireyciliğin eleştirisi gibi, bize uymaz. Türk insanı, nice senelerden beri, ecnebi ve kilise insanıyla; rekabet edebilmek imkânından, mahrum bırakılmıştır. Türk insanının, kahramanlıkta bir eksik tarafının olmadığına, şüphe yoktur; ancak onu silahsız olarak top tüfek ağzına süremezsiniz; Türkiye’de rekabet serbestliği demek, Türk insanını (ecnebiye) yedirmek demetir…”

Esasen Gâzi , daha 1923 ‘te aynı konuya parmak basmamış mıydı?

”… Ticarette düşüneceğimiz iş, ihrâcatı ve ihrâcatımızı; aracılık vazifesi gören ticareti, ecnebilerin elinden kurtarmaktı. Ne yazık ki bu ticaret, elimizde değildi. Ulusal ticaret kurumları, birer birer elimizden çıkmıştı. İhrâcatımız ancak sahillere kadar gidiyor ve oradan ecnebi memleketlere sevk edilirken, ecnebinin eline geçiyor; kazancımızın önemli bir kısmı, bu suretle bizden çıkıyor. Onun için ihrâcat menbâlarımız, bizden olan tüccarların elinde bulunmalıdır..” (1923)

…Sakın karşı/devrimci olmasın?

… Bu konjonktür çerçevesinde, Terakkiperver Fırka ‘nın; Ulusal Demokratik Devrim ‘in ‘ulusal muhâlefetini’ değil; Ecnebi’nin, Anadolu’da kaybettiği çıkarlarını ‘savunan’, ‘karşı/devrimci bir hareket olduğunu anlamak ; hiç de zor değil: Siyasi partilerimizi inceleyen herhangi bir eserden: -meselâ, Tarık Zafer Bey’ in ( Tunaya ), ünlü kitabından- fırkanın ‘programı’ nı gözden geçirmek, yeter de artar bile:

”Madde 2/ Hürriyetperverlik, yâni Liberalizm ve halkın hâkimiyeti, yâni Demokrasi, fırkanın meslek-i aslisidir…”

”Madde/40 Tamamen imâra muhtaç olan, memlekette; yalnız kendi servet ve sermâyesiyle, yaşamak fikrinin doğru olmadığına, inanıyoruz; asâyişin sağlanması, sükûn ve istikrar ile, yabancı sermayelere gösterilecek hüsnükabul ile; herkese, güven telkin ederek; harap memleketimizi hızlı adımlarla geliştirmeye gayret sarfedeceğiz…”

Sizi bilmem ama, bence her şey gün gibi ortada, yorum lüzumsuz!

Cumhuriyet, 07.03.2005