“…´İş´, Bu Kadarla Kalırsa, ´İyi´!..”

27 Mayıs ‘darbesi’, Türkiye Radyoları’nın mikrofonlarından; Albay Alparslan Türkeş ‘in ‘davudi’ sesiyle, bütün dünyaya neyi ilan ediyordu, bilin bakalım: ‘Hareket’ in, ‘NATO’ya ve CENTO ‘ya bağlı olduğunu!’. Bu söylediğimi, eskiler mahzun bir tebessüm ile hatırlayacak; eminim ki yeniler, merakla soracaktır; ”NATO’yu anladık da, CENTO neyin nesi?”.

Washington , dünya sorunlarını çözmeye heveslendi mi, ‘dindar’ bir çerçeveden çıkamıyor ya; o ‘Soğuk Savaş’ dağdağası içinde; Sovyetler ‘i güneyden kuşatmak için, İslam ‘a dayanan bir ‘yeşil kuşak’ çekmeyi tasarlamış; Türkiye üzerinden, İran ‘ı da işin içine katarak; NATO ‘yu, bir manada Pakistan ‘a uzatmıştı: CENTO , işte budur! O tarihte adına ‘Ak Devrim’ de dediğimiz ’27 Mayıs’, NATO ‘ya olduğu kadar, işte ona da bağlıdır.

Bu da nereden mi çıktı? İlk anda hiç de münasebetli görünmeyecek ama, ramazan münasebetiyle tertiplenmiş, dinler arası bir iftar sofrasından! Olayın sadece başlıkları bile, insana ister istemez, ‘Soğuk Savaş’ın o sevimsiz ‘sıcak günlerini’ hatırlatıyor: ”Dinler Farklı da Olsa, Dilekler Dünya Barışı İçin / Barış Duası İçin Buluştular / ‘Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ Üç Semavi Dinin Önde Gelenlerini, Barış Duası İçin Bir Araya Getirdi. Vakfın ve Kültürlerarası Diyalog Platformunun Öncülüğünde Bir Araya Gelen, Semavi Dinlerin Temsilcileri, Teröre Karşı Barış Duası Yaptılar!..” (Davetiye, Sayı. 1 Ekim 2004. S. 8)

Asrımızın ‘Mevlâna’sı kim?..

(Tesbit/1. ”… katılanlara bakılırsa toplantıya ‘başarılı’ demek icab ediyor: ”İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Fener Rum Patriği Bartolomeos, Türkiye Ermeni Patriği Mesrob II., Latin Katolik Cemaati Ruhâni Reisi Louis Pelatre, Hahambaşı Rav. İshak Haleva, Süryâni-i Kadim Metropoliti Yusuf Çetin, Vatikan İstanbul Temsilcisi Monsenyör Manovitch ve Süryâni Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ!..” Nasıl, doğru mu söylemişim? Bu ‘başarı’, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ‘na ait gibi görünüyorsa da, asıl anlamını kavrayabilmek için, Vatikan ‘ın İstanbul temsilcisi ‘Monsenyör Georges Manovitch ‘in konuyla ilgili söylediklerine, bir göz atmak gerekiyor, zira demiş ki:

”… Türkiye’deki barış ve diyalog sürecine öncülük eden Fethullah Gülen Hocaefendi’ye teşekkürlerimi arz ederim. Biz hepimiz, her üç dinin temsilcileri, bugün barış duası için bir aradayız. Bizi bir güç bir araya getirdi. Bu güç nedir? Sevgidir. Gücünü sevgiden alan birisi, bize gel diyor. Bizler de bu çağrıya kulak verip, bir araya geliyoruz. Tıpkı Mevlâna gibi. Nasıl ki o, ‘Ne olursan ol, yine gel!’ diyordu; bugün Sayın Gülen de aynı şeyi yapıyor: O, asrımızın çağdaş Mevlâna’sıdır…” (a.g.d. Ekim 2004. S. 8)

Mevleviler, bu benzetmeye ne buyurur, kestirmesi zor ama; son günlerde Rus basınında çıkan bir haber, kalabalığı bir araya toplayan güç hakkında, daha başka bir yoruma imkân tanımaktadır; ister misiniz, ona da şöyle bir göz atalım”…)

Pravda’nın ele geçirdiği rapor…

( Tesbit/2. ”… ünlü Pravda gazetesi, nasıl yapmışsa yapmış, Richard Hollbrooke ve Zbignief Brzezinskiy ‘in oğlu Mark Brzezinskiy ‘in hazırlayıp, 22 Eylül 2004 tarihinde Amerikan Senatosu ‘na verdikleri ‘gizli’ raporu ele geçirmiş, yayımlıyor. Olayı, seçim konuşmaları yaparken, Demokrat Parti adayı John Kerry ifşa etmiş; ‘ABD için ‘hakiki şer ekseni’ nin Rusya (evet o) ve İran olduğunu ileri sürüyor. Rapor aslında ABD ‘nin gelecekteki düşmanlarını açıklıyor, yeni başkanın buna göre davranmasını öneriyor; neler mi demiş, bakınız neler:

”… Rusya’nın altı yüz ton bildirilmemiş, nükleer silah yapımında kullanılabilecek maddesi var; onun için bu ülke, Amerikan ulusal güvenliği bakımından en büyük tehdittir. İran ve Rusya, ilerde, nükleer güçleriyle, Amerika’ya karşı büyük bir potansiyele sahipler; üstelik bu iki ülke arasında çok iyi ilişkiler var; dolayısıyla yeni seçilecek Amerikan yönetimi, Rusya’daki anti/demokratik uygulamalar konusunda takipçi olmalı ve Moskova’yı daha yakından izlemeli…”

Pravda ‘ya göre, Demokrat aday John Kerry ‘nin rapora atıfta bulunarak, son seçim konuşmasında söyledikleri ise şunlar:

”… Rusya’daki, demokrasi karşıtı girişimleri, yakından izliyoruz. Ayrıca, bu ülkenin nükleer gücüne karşı mücadele edeceğiz. Amerika için yeni ‘şeytan ekseni’ Rusya ve İran’dır! Çünkü bu iki ülke Amerika’nın ulusal güvenliği için en büyük tehdittir!..” (Aydınlık, 17 Ekim 2004)

Evet, hoş geldin Yeşil Kuşak! (bu bir) Zikredilen gerekçeler, Irak saldırısı öncesinde sıralanan gerekçelerin aynıdır. (bu iki) ABD, dünya egemenliği için, kullanacak savaş bahanesi aranıyor. (bu üç) Tam bu esnada, ‘dört semavi din’, ABD ‘den bir yere kımıldamayan, sevgi tellâlı Fethullah Hocaefendi ‘nin çağrısıyla, ‘barış duası’nda buluşuyorlar (bu dört) !..”)

İş, bu kadarla kalırsa, iyi: Allah encâmımızı hayretsin!

Cumhuriyet, 01.11.2004