“…´Kahrolsun Faşizm´, Kimin Sloganı?…”

(Tespit/1. ”Hepsinde değil, birkaç gazetede, şu haber resmiyle birlikte görüldü; ülkemizdeki siyasal kargaşalık düşünülürse, anlamsız da sayılmaz:

”…Yıllarca Sol gruplar tarafından kullanılan ‘Kahrolsun Faşizm!’ sloganı, Ülkü Ocakları’nın, ABD Başkanı George Bush Jr’ı hedef alan, afişlerine de yansıdı. Ülkü Ocakları’nın Ankara’nın bazı sokaklarını süsleyen afişinde; Alman diktatör Adolf Hitler’le ABD Başkanı Bush’un resimleri yan yana yer aldı. Afişlerde, ”Kahrolsun Faşizm’ sloganının yanı sıra, Sol örgütlerin simgelerinde yer alan yumruk figürü ve ‘Müslümanlar Küfre Karşı Tek Yumruk’ ifadesi dikkati çekti!..” (Hürriyet, 28 Ocak 2005)

Türkçüler’ in, İsmail Gaspırnskiy’ den (Gaspıralı) bu yana, Emperyalizm ‘e -dolayısıyla Kapitalizm ‘e- karşı olduğunu, düşündüğüm ve yazdığım için; ne afişe şaşmıştım, ne de ‘Kahrolsun Faşizm’ sloganına; aslında Faşizm , ‘totaliter’ bir sermaye diktasıdır ki, ırkçılıkla alâkası; zamanın Almanya ‘sında, Yahudi Sermayesi’nin, Cermen Sermayesi’ni denetime kalkışması yüzündendir; bu manada, ne Franco, Hitler kadar ırkçıydı, ne de Mussolini; Türkiye ‘den gitme bazı Musevi ailelerinin, Fransa işgal edilince, Alman işgal bölgesinden, İtalyan işgal bölgesine kaçtıkları, bilinir. Irkçı/Turancı ya da daha sonra, Ülkücü diye adlandırılan (buraya dikkat!) Türkçüler’in, işi ırkçılığa, Müslümanlığa, ya da ikisine birden yoğunlaştırması; Türkçülüğün ruhundan ve temellerinden çok, o sıradaki uluslararası konjonktürün, Batı’ya -yâni Emperyalizm’e- Türkiye’de bu türden sorunların çıkartılmasını gerektirdiğindendi…

Şimdi bizzat ‘Alafranga, Batılı ve Beyaz’ Emperyalizm; Müslümanlığın ‘ılık ve onlara uysal’ ; -deyim yerindeyse ‘alafranga’ – bir çeşidini; Türkler ‘in ta kendisine ve Müslümanlıklarına karşı kullanmaya kalkıştıysa; yeni durum değerlendirmeleri yapan gençlerin, yeni çözümlere varmasına şaşılır mı? Hem, benim çok sevdiğim bir atasözümüz vardır; biraz değiştirerek söylerim ama, sanırım daha doğrusu budur: Ne demişler: ‘Türk’ün aklı geç gelir.. ama gelir!” )

‘Tek ülkede sosyalizm’in asıl anlamı…’

(Tespit/2 ”… Lâf tabii burada, Edward Hallett Carr ‘ın Sovyet İhtilâli ‘nden itibaren, Sosyalizm’ ‘in ulusalcılığa yöneldiğini saptamasına geliyor. İlk tanıdığım ‘Ulusalcı’ Komünistler, Senegal’ den ”Fildişi Sahili ‘nden, fakülte öğrencisi zencilerdi; yâni Doktor M’ba ve arkadaşları; ikinci Paris dönüşümde, Hasan’ a (Tanrıkut) durumu anlatmıştım, epeyce tartıştık; henüz gidip durumu yerinde görmediği için, söylediklerim ona ya ters geliyordu, ya da abartılmış; ne yazık ki, Beyoğlu ‘nda, Meşrutiyet Caddesi ‘ndeki Lala Kıraathanesi ‘nde (ilk değil, ikinci ‘Lala’ , önceki az daha ilerde, sazlı sözlü bir yerdi; Dario Moreno ‘nun şarkı söylediği yer) o yıllarda, ben de, 1921 tarihli Sovyet/ İngiliz Anlaşması’ ndaki o malûm ve mahût maddeyi henüz okumamıştım; bilgi noksanımız çok, üstelik elimizde henüz, İnternet gibi bir kolaylığımız da yoktu; oysa Anlaşma ‘nın ‘madde-i mahsusu’ nda deniyordu ki:

”… Özel olarak, Rus Sovyet Hükümeti -başta Hindistan ve Afganistan bağımsız hükümetleri olmak üzere- Asya Halklarını; askeri, diplomatik ve herhangi bir eylem ve propaganda biçimiyle, İngiliz çıkarlarına veya İngiliz İmparatorluğu’na karşı, düşmanca eylemlere teşvik etme girişimlerinden, imtinâ eder ( çekinir )…” (bkz. ‘Ulusal dergisi’ , Güz 1997 sayısı, s. 99)

Aslında, 1917 Sovyet İhtilâli ‘nde, ‘zurnanın zırt dediği yer’ , işte burası! Komintern , -yâni III. Enternasyonal – Devrim ‘in uluslararası düzeyde sürdürülmesini savunuyor; oysa Sovyetler Birliği Yönetimi ve Bolşevik Partisi, Ukrayna ve Kırım ‘da açlıktan ölen onca insanı, Beyaz Ordular ‘ın yaptığı tahribatı, daha da yapabileceklerini düşünerek, ‘Ulusallığa’ -yâni bir bakıma, ‘Tek Ülkede Sosyalizm’ fikrine- yatıyorlar.

İşte bunun ‘nedeni’ araştırılmalıdır.

Bozkurtlar, ‘yanılıyor’ mu? Hayır!..

K endi kendime, ‘adını koymak lâzım’ demiş, öyle de yazmıştım: Kimse açıkça itiraf etmese de, III. (Komünist): Enternasyonal ‘in kuruluşu, Bolşevikler dolaylı olarak II. Enternasyonal ‘e üye oldukları halde, II. (Sosyalist) Entarnasyonal ‘in Sovyet İhtilâli ‘ni bir ‘dünya ihtilâli’ ne dönüştürmeye yanaşmayışıdır; tartışılan sebebi, Rusya ‘da İşçi Sınıfı ‘nın azınlıkta oluşuydu; gizli sebebiyse; ‘Beyaz, Batılı ve Hıristiyan’ ülkelerin, Sosyalistleri ‘nin de, Batı Emperyalizm ‘inden yararlandığı; Mazlumlar ‘ın soygununa katıldığıydı. Hadi en iyisi bu değerlendirmeyi, işin erbabı yapsın; daha o zaman Batı ‘ya şiddetle karşı çıkan Sultan Galiyef , demişti ki:

”… Doğu’nun Batı sermayesi tarafından sömürülüşünün derecesi hesap edilebilse; buradan hareketle, Avrupa ve Amerika uygarlığının; ve gürültücü Burjuva Kültürü’nün kuruluşundaki dolaylı katkıları ölçülebilseydi; Beyaz’ların maddi ve manevi zenginliklerinin büyük bölümünün, her renkten, her ırktan milyonlarca yerli emekçinin kanları ve alınteri pahasına toplanmış, Doğu’nun artıklarından faydalandığı görülecekti… ( ‘Türk/Diplomatik’ dergisi, sayı 37/38. Ocak/Şubat 1998)

Şu kadarcık aydınlık bile, ‘Bozkurtlar’ ın yeni afişlerinde ‘Batı Faşizmi’ nin adını koyup, öyle çağırmış olması; şaşkınlığı ya da bilgisizliği göstermiyor; tam tersine, Türk ‘ün aklının geç de olsa geldiğini gösteriyor; yanlış mıyım?

Meraklısı için NOT: Cumhuriyet ‘te ilk başladığım sıralar, sorunu ayrıntılı olarak ele almış, işlemiştim; o ‘Söyleşiler‘ , şu iki kitapta bulunabilir: ‘Bir Sap Kırmızı Karanfil‘ ve ‘Sultan Galiyef/Asya’da Dolaşan Hayalet! ; hem Sağ ‘ımıza, hem Sol‘umuza ‘şâyân-ı tavsiye’dir.

Cumhuriyet, 07.02.2005