“…´Karanlık´ Soru İşaretleri!..”

(… Ankara ‘nın, Moskova ‘daki ilk ‘sefir-i kebiri’ Ali Fuat Paşa ‘nın ‘Hatıraları’ nda; o yıllar yaşanmış onca maceranın bazı gizli ipuçlarını veren, ilginç -hatta şaşırtıcı- ‘tesbitler’ vardır; onlardan birisi, sanırım şu:

”… ( Bolşevikler) Radek vasıtasıyla Türkiye’de Birinci Cihan Harbi’ni idare etmiş olan Osmanlı ricâlinden birçoklarıyla temasa geçmişlerdi. Bu ricâlin en mühimleri eski Sadrazam Tal’ât, Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Vekili Enver ve Bahriye Nâzırı Cemal paşalarla arkadaşları idi. Bunlarla anlaşarak, Anadolu’da İngiliz Emperyalizmi’ne karşı başlamış olan mücadeleye yardım ve mukâvemetin idâmesini düşünmüşlerdi…”

”…Asya’nın memleketlerinde de İngiliz Emperyalizmi’ne karşı hazırlıklar başlamıştı. Avrupa Proletaryası da, hükümetlerinin yanlış siyasetleri aleyhinde tahrikte gecikmemişlerdi. ( buraya dikkat!) Şurasını hemen arzetmeliyim ki, daha o tarihlerden itibaren Rus Sovyet Hükümeti ile III. Enternasyonal’in, Türkiye’nin de Ukrayna gibi ‘sovyetize edilerek’ Sovyet Cumhuriyetleri Federasyonu içine alınmasına gizlice karar verdikleri anlaşılmıştı…” ( Cebesoy, ‘Moskova Hatıraları’ , s. 92)

20’li yıllara ait bu ‘Ankara istihbaratı’ nın, Anadolu ‘da ve Kafkasya ‘da yaşanmış nice olayın ‘püf noktasını’ açıkladığı düşünülemez mi?)

…Ne umdukları adamdı, ne de sandıkları!..

Miss Higgins ‘in kaldığı, Pahtheon (Paris) civarındaki mütevazı öğrenci oteli ( 1949/50 ); savaş ertesinin sıkıntıları eksik olmuyor: şeker, pirinç, vs. ‘karne’ yle satılıyor; geceleri, semt semt, ‘enerji kısıtlaması’ var. Miss Higgins -ki biliyorsunuz, Fabian ‘cı bir sosyalistti- Bolşevik İhtilâli ‘nin ‘yerli’ ve ‘sahici’ olduğuna, katiyyen inanmazdı; Aptulla sigaralarını birbirine ekleyerek ortalığı dumana boğar, o titrek ve iç karartıcı mum aydınlığında derdi ki:

”- …Alman İstihbaratı’nın marifeti!.. Bolşevikleri iyi kullandılar: Sizinkileri, İngiliz İmparatorluğu’ndaki Müslümanları Londra’ya karşı ayaklandırmak için kullanacaklardı; tabii, en başta da Anadolu’dakileri Londra, ‘Beyaz Ordular’ (Kolçak, Denikin Vrangel, vs.) teşebbüsü fiyaskoyla sonuçlanınca, Sevres’i askıya almayı düşünüyor: Anadolu’daki direniş, Bolşevikler’in Akdeniz’e inmesine set çekmek içindir, ne var ki Kemal’in de seçilmiş olması, son derece isabetsiz!..”

‘Komplo Teorisi’ diye, işte buna denir. Almanlar da, Ruslar da, İngilizler de, ‘partiyi kazanmak için’ Türkleri kullanıyorlar; Azerbaycan ‘da iki mühim simâ, Mehmet Emin Resûlzâde ve Neriman Nerimanof, Anadolu ‘da iki kahraman, ‘Hamdiye Kahramanı’ Rauf Bey ve ‘Anafartalar Kahramanı’ Mustafa Kemal Paşa! Hesap tutmaz, çünkü ‘Yoldaş’ Nerimanof ve Mustafa Kemal Paşa, ne umdukları adamdır, ne de sandıkları!

Bunu anlamak için, sadece, Nerimanof ‘un Azerbaycan ‘ın ilk Türkiye Büyükelçisi İbrahim Abilof ‘a yazdığı şifreyi okumak, çok şey öğretir:

”…Bir şeyi unutmamak gerekir: Rusya ve Türkiye’de, belli ‘şahıslar’ vardır ki, aramızı bozmak istiyorlar. Siz buradayken Daşnaklar’ın (Ermeniler) bu yolda çalıştıklarını söylemiştim. Şimdi Kafkasya’daki bütün inkılâp/karşıtları, bu fikirde birleşip Kafkasya’yı yeniden kana bulamayı istiyorlar. Bir sürü aferist (fırsatçı) Türk, hazır, bu yolda işlenen işin akıbetini, kör gözleriyle görmüyorlar. Bu fırsatçılar, Gürcistan ve Ermenistan’da da az değildir…”

”…Çiçerin’in (SSCB Dışişleri Komiseri) Doğu politikasında işlettiği bütün fikirler yanlıştır. İran bizden yüz çevirdi. Çiçerin, İngilizler’e aldanıp, bizim elimizle, İran’daki inkılâp ateşini söndürdü. Şimdi de Türkiye konusunda büyük yanlışlar yapıyor. Çiçerin’in siyaseti konusunda, büyük bir şikâyet mektubu yazıp göndermiş bulunuyorum…”

Bunlar, ‘Yoldaş’ Nerimanof ‘un ‘şüpheleri !..’

”…özü, kızının adını ‘Anadolu’ koymuştur…”

Mustafa kemal açısından, durum çok daha net! Lenin ‘e yardım isteyen ilk mektubu o yazmış, Meclis ‘te Komünist Fırkası ‘nı o kurmuş, arkasından Halk İştirakiyyun Fırkası ‘na o imkân sağlamış! Mustafa Suphi ‘yi çağıran da o! (buraya dikkat!) 1921 İlkbaharında tavrı birden değişiyor; TKF ‘boşa’ alınmıştır, İştirakiyyun kapatılmış, ‘Baytar’ Salih Bey ‘derdest edilmiştir’ . Mustafa Suphi, İttihatçılar’a ‘kurban’ bırakılır, vs. Bu tavır değişikliğinde, Ali Fuat Paşa ‘nın Moskova ‘Tesbiti ya da istihbaratı’ hiç mi rol oynamamıştır?

Şâmil Qurbanov ‘un kitabını okurken, bir şey öğrendim ki, aklıma her gelişinde, o büyük dostluk ve beraberliğin katıksızlığını düşünüyorum; en iyisi siz bunu, onun ağzından dinleyiniz: ”…onu da deyim ki Mustafa Kemal Paşa, İbrahim Abilov’a çok hörmet ederdi. Onun, Anadolu’da doğmuş ve uzun müddet Bakı’da yüksek vazifelerde işlemiş kızının adını, özü, ‘Anadolu’ koymuştur…” ( Qurbanov, s. 152)

Bir o ‘yakınlığı’ düşünün, bir de bugün yaşadığımız ‘resmiyeti’…

Cumhuriyet, 28.06.2004