“…Kimin ´Malını´, Kime ´Satıyorlar´?…”

Aydınımızı öfkelendirecek; şu her bakımdan doğru sözleri, kim söylemiş olabilir?

Lâmı cimi yok!

(Tesbit/1. ”… şimdiye kadar memleketimizde, iktisadi, siyasi ve ilmi maksatlarla çalışan yabancı müesseseler ve yabancı zevat, bilhassa aşağıdaki gayeler peşinde koşmuşlardır.”

”… a. Memleketimiz dahilindeki çalışmalarından aşırı kâr temin etmek! b. Bir bölgede elde ettikleri iktisadi ayrıcalıklara dayanarak, kendilerine ilerde oraya sahip olma hakkını çıkarmak! (buraya dikkat!) c. İktisadi, ilmi ve insani maksatlar altında memleketimize gelip, gelecekte istilalar hazırlamak için, muhtelif unsurları, gerek hükümete, gerekse birbirine karşı kışkırtmak! (buraya dikkat!) d. Sırf ilmi ve insani gayelerle memleketimizde çalışmakla beraber, ruhlarına yerleşmiş bulunan Hıristiyanlık güdüsüyle, yalnız Hıristiyan azınlıklarla meşgul olmak; ve onlara, ister kasıtlı, ister kasıtsız, arasında azınlıkların da yaşadıkları Müslüman kitlelerden ayrılmak arzusunu aşılamak!…”

Evet, doğru bildiniz; bu sözler; Gâzi ‘nin sözleri! Hazırladığı bir rapordan alınmıştır; tarihi, 3 Kanunsâni 1337 (1921) . O tarihte ‘merhametli’ ve ‘iyiliksever’ ABD, Anadolu ‘daki şehit evlatları için, ‘hayrına’ çiftlikler ve mektepler tesis etmeyi önermişti de, ‘Reis Paşa’ dan ne yapılması gerektiğine dair, fikir sorulmuştu. O, gerekçeleri bir bir sıraladıktan sonra, sözü şöyle bir sonuca bağladı:

”… Amerikalılar tarafından, nümûne çiftliği ve sair benzer müesseseler husûle getirip; buralarda kendi tebaamızdan olan binlerce çocuğun Türk Hükümeti ve Milletine karşı dostâne olmayan ve sâdıkane olmayan hislerle donatılmış olarak yetişmelerine müsaade edemeyiz…” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 10, s. 242-244).

Evet, işte bu kadar açık ve seçik: Lâmı cimi yok!..

Avrupa’ya güven veren, hangi İslam?

Ö yle sanıyorum ki, yurt toprağını ‘ecnebi’ ye peşkeş çekmekte bir sakınca görmeyen, ‘küreselleştirilmiş’ ve post-modern ‘aydınlarımız’, Gâzi ‘nin son iki uyarısına, özel bir dikkat gösterseler iyi olur: Amaçları, c. Gelecek bir istilâyı hazırlamak için, yurttaşları birbirine ve hükûmete karşı kışkırtmak!; d/ Hıristiyanlık içgüdüsüyle Hıristiyanlığı koruyup kollamak! Neden bunlar derseniz, etrafa biraz kulak kabartmanız yeterlidir: Envâi çeşit etnik gruptan, tarikat ve mezhepten söz ediliyor; misyonerlerin yoğunluğuna derseniz, diyecek yok!

Hani burada konuşmuştuk, bir de kitap var; Rand Corporation için, ‘muhafazakâr’ Richardson Vakfı ‘nın finanse edip hazırlattığı, kitap: Cheryl Benard ‘ın eseri, ”Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler!” Hadi bir göz atalım!

(Tesbit/2. ”… son ‘Soğuk Savaş’ ta Komünizm ‘e karşı en iyi mücadele silahı, ‘Komünist olmayan Solculuk’ tu ya, bu defa da ‘Köktendinci İslam’ a karşı, – koyu laikliği filan değil, ‘Ilımlı İslam ‘ı öneriyorlar; hem de açıkça ‘Batıcı İslam’ diyerek!

”… bu Washington’ın, 11 Eylül’den bu yana -Türkiye dahil- Ortadoğu’daki faaliyetiyle, ‘ulus inşa etmek’ten vazgeçtiğinin; İngiltere ve İsrail’le birlikte, ‘din inşa etmeye’ başladığının göstergesidir. Cheryl Benard İslam âlemini ‘medeniyetin problemli çocuğu’ olarak görüyor; Müslümanlar, ona göre, ‘barbar gericiler’dir; ve aralarında dörde ayrılırlar: a/ Köktendinciler, b/ Gelenekçiler, c/ Modernistler, d/ Laikler. Benard’ın önerdiği strateji ise, şöyle…”

”…anti/emperyalist ve sosyalist düşüncelerinden dolayı, laiklere güvenilmez, Köktendincilere ve Gelenekçi Müslümanlara da güvenemeyiz. O kadar ki, bunlar arasında gerçekleştirilebilecek yakınlıklar da önlenmelidir; tam tersine, birbiriyle savaşmaları kışkırtılmalı. Avrupa bakımından güven telkin edenler, sadece kitlesel yönlendirmede Kur’an’ı sınırlandıran Modernist Müslümanlardır, bu grup desteklenmelidir; köktendinciler zayıflatılmalı ve yok edilmelidir…”

Ecnebi’ye Anadolu’da ‘üslenmek’ imkânı…

Meraklısı hatırlayacaktır, Cheryl Benard ‘ın eseri, aslında önerdiği strateji için, Türkiye ‘yi -daha doğrusu Türkiye ‘de uygulanan, ve onun ‘saldırgan (agresif) Laiklik’ dediği- Batı yandaşı ‘modernliği’ örnek almaktadır. Üslûbu derseniz, tam da Gâzi ‘nin daha 20 ‘li yılların başında dikkatli olmamızı uyardığı, kışkırtıcı üslûb; Bakar mısınız ne diyor:

”… önce Modernist ve Laik Müslümanları (Ilımlıları) destekle; bunun için modernist liderler, modeller ve kadrolar oluştur; eserlerini yayınla ve dağıt, kitleye hitap etmelerini sağla, İslami eğitimde düşüncelerini ön plana çıkar; Kökten-dincilere ve Gelenekçilere karşı, onlara Media desteği ver; gençlere, İslam öncesi ve İslami olmayan tarih bilinci aşıla, laik ve kültürel kurum etkinlikleri güçlendir…”

Şimdi görüyor musunuz, Anadolu toprağını parselleyip parselleyip, kimlere satmamızı öneriyorlar? Tam da Gâzi ‘nin öngördüğü gibi, Müslümanlığa karşı Hıristiyanlığı savunacak; Müslümanları kendi aralarında bölüp, birbirlerine karşı kışkırtacak, ‘ecnebi’ye; Anadolu’da ‘üslenmek’ imkânını sağlayacaklar.

Yanlış mıyım?

Cumhuriyet, 25.08.2004