“…Ne de, ´Demokrasi´ Ya?!..”

Belgin’in (Sarmaşık) kitabı, hangi adı taşıyordu? ”Ulusal Siyaset Kavgası” değil mi? Aslında, aziz dostum Erol Manisalı ‘nın, kitapla ilgili olarak yazdığı yazının başlığı, eserin muhtevasını adeta özetliyor: ”Sömürgeleşme Sürecinde, Askerler ve Siviller!” (Cumhuriyet, 9 Mayıs 05)

Ayrıca, ‘ulusal siyaset kavgası’ nda, özgürlüğü ve demokrasiyi kimselere bırakmayan Media ‘mızın; davranışının ne derece utanç verici olduğunun nasıl belirtildiğini, son derece güzel özetlemiş:

”…a) yirmi dolayında gazete ve dergi, nasıl başlıklar atmış? Yirmiden fazla köşe yazarı, olaya nasıl bakmış? Saflarını nasıl belli etmişler? b) Kimler Türkiye’nin kimler Emperyalizm’in yanında yer almışlar? c) Televizyonlarda nasıl haber verilmiş? Söyleşilerde ‘Ulusal Cephe’ ve ‘AB Muhipleri’ nasıl ayrışmışlar?..” (Cumhuriyet, 9 Mayıs 2005)

Democrasy project / made in USA

Oysa Tuncer Kılıç Paşa ‘nın, 20/21 Şubat konuşmasında altını çizdiği gerçekler, hiç de öyle yabana atılacak şeyler değildir; tam tersine, Media ‘nın – ‘kedi bokunu örter gibi’ – hanidir halktan gizlemeye çalıştığı gerçeklerdir.

”…uygulamadan doğan ihtiyaçlar, evet ama, onun ötesinde, Avrupa Birliği müktesebâtının zorladığı hususların karşılanması; ve ‘Küreselleşme’ diye isimlendirilen (buraya dikkat!..) ulus devletleri eritmeye yönelik, dünya ekonomik güçlerinin zorladığı hususlardan; bu meyanda IMF’den ve Dünya Bankası’nın tertiplerinden kaynaklandığı ön plana çıkarılmaktadır. Bu tasarıyı hazırlayanlar, bunu kabullenmektedir ve ifâde kendilerine aittir…”

”…bu tasarıda, daha önemlisinin ciddi bir personel reformu olduğu; dünyanın siyasi olarak bilinmez bir yöne gittiği, -aralarında Türkiyemizin de bulunduğu- birçok ülkede (buraya dikkat!) etnik yapı ve alt kültüre dayalı talepler hızla artarken, ‘yerel yönetimlere’ geniş yetkiler verilmesinin, ‘ayrılıkçı hareketleri’ körükleyeceği; tasarıyla, yerel yönetimlerin ön plana çıkarılmasının, idari federalizmi çağrıştırdığı; valilerin seçimle gelmesi halinde siyasi federalleşmenin önünün açılacağı (…) sıralanmaktadır…” (İstanbul Üniversitesi, 21 Şubat 2004, ‘Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ve Ulusal Birlik’ sempozyumundaki konuşmadan…)

Oysa Media ‘mızı, politikacılarımızı dinlerseniz; ülkemizde önceleri mevcut olmayan ‘demokrasi’ ye doğru önemli adımlar atılıyor; atılmış olanlar pekiştiriliyor; gerçekte ise Washington’ın ‘Küreselleşme’ adıyla tasarladığı, dünyayı ele geçirme planının, ‘Project Democrasy / Demokrasi Projesi’ diye bilinen uygulaması!..

Başına gelen bilir!..

Bu uygulamayı, Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Gürcistan ; daha yakınlarda ise Ukrayna ve Kırgızistan yaşadılar; ‘Demokrasi Projesi’ aslında Protestan demokrasi anlayışının, sermaye gücüyle üçüncü ülkelere dayatılmasından ibaret bir plan ; bu plan, aşama aşama uygulanıyor; bu aşamalar da belli; söz gelişi ‘mekanizmanın’ nasıl çalıştığına bakarak, Türkiye ‘nin hangi aşamada bulunduğunu görebiliriz:

”1) Kamuoyu oluşturuculara, yâni aydın takımına, ‘aydınlatıcı’ konferanslar aşaması. 2) İnsan hakları derneklerinin kurulması. 3) Amerikalıların ‘public democrasy’ dedikleri, ‘kamuoyu oluşturmaya’ geçiş: kitlelerin zihinleri, yoğun propagandayla denetim altına alınıyor. 4) Sözde ‘bağımsız’ sendikaların kurulması. 5) Yeni Media araçlarının -gazete, dergi, radyo, televizyon vs.- devreye sokulması; AB ve ABD birliği ‘ruhuna’ bağlı olarak; ‘Helsinki yurttaşları’nın eğitilmesi; ‘Ortak Zemin’ ve benzeri derneklerin kuruluşu. 6) O ülkedeki geleneksel kurumların yıpratılması, toplumsal özgüvenin, yolsuzluk propagandasıyla zayıflatılarak, halkın çaresizliğe ve umutsuzluğa itilmesi. 7) Siyasi partilerin evcilleştirilmesi, olmazsa yenilerinin örgütlenmesi. 8) ‘Demokratik’ seçim darbesi…” (bkz. ‘Sivil Örümcek Ağında’ , Mustafa Yıldırım, ‘Project Democrasy-Demokrasi Projesi’ , s.11 ve sonrası. Toplumsal Dönüşüm Yayınları, Mayıs 2004).

‘Hangi istiklâl vardır ki!..’

Hepsi bu kadar mı? Hayır! Mustafa Yıldırım , aynı eserde, şu kısa fakat anlamı uzun cümleyi veriyor:

”…Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ülkelerdeki açık eylemleri, gizli operasyonlarla desteklenmelidir.” ”Truman National Security Directive (NSD 10/12)…”

Sanırım yeteri kadar açık ve aydınlık! Cihet-i Askeriye ‘de ‘Ulusal Siyaseti’ savunanların, kestirmeden ’emekliliğe’ kaydırılması da; Belgin ‘in ‘Ulusal Siyaset Kavgası’ dediği kavganın, gerçekte Türkiye Cumhuriyeti ‘ni kuran Gâzi Mustafa Kemal Paşa ‘nın şu müthiş öngörüsünü, adeta kanıtlamıyor mu?

”… Hangi istiklâl vardır ki, yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların planlarıyla yükselebilsin?” (G.M. Kemal, 6 Mart 1922)

Bilmem ne buyrulur?

( AÇIK TEŞEKKÜR: ”Birisi emekli savcı, diğeri emekli cerrah, iki eski dost; Cumhuriyet ‘te iki eleştiri yayımladı. Eksik olmasınlar, bu sâyede ne kadar doğru bir yolda yürüdüğümü, ne haklı bir davayı savunduğumu, bir kere daha anlamış oldum. Bunun kanıtı halkımızın, yarım yüzyıldır esirgemediği güven; hele son birkaç yıldır, yükselip yoğunlaşan alâkasıdır. Başka ne diyebilirim? Darısı, berikilerin başına!..”)

Cumhuriyet, 10.06.2005