“…´Onaltı Adımda Demokrasi´(!)…”

Tesbit/1. ”…Hep söylemez miyim, Amerikalılar -aslında konu ne kadar gizli olursa olsun- açık sözlü insanlardır; bunun bir kanıtı da; ‘Project Democracy / Demokrasi Projesi’ uygulamasında, Birleşik Amerika ‘nın aslında, ne yaptığını takır takır açıklamış olan; -eski CIA Direktörü- Colby ‘nin sözleri; biliyor musunuz, ne demiş hazret? Aynen şunları: ‘-…biz, CIA’nın örtülü olarak yaptıklarını, açıktan yapıyoruz!” (Bkz. M. Yıldırım, ‘Sivil Örümceğin Ağında’ , s. 25)
Nedir o yaptıkları? Mustafa Yıldırım onu şöyle özetlemiş: ”…Toplumla devlet arasına giren yeni örgütlenmeden beklenen, (buraya dikkat!) devlet egemenliğine paralel bir egemenlik kurulmasıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet bunu kabul edemez, çünkü paralel egemenlik demek, o ülkede yeni bir güç ortağı oluşturarak, yeni ve etkili bir ortak yaratmak, erki (iktidarı) anayasal sorumluluk taşımayanlara devretmek demektir…” Galiba daha da önemlisi, şurası: ”…son elli yıldır, ülkenin içişlerine, ittifak anlaşmalarıyla yön veren egemen devlet yönetimi (yani ABD) kendisine rakip gördüğü sosyalist düzenler yıkılmaya yüz tutunca, (buraya dikkat!) artık kimliği ve yapısı ne olursa olsun, devletlerin egemenlik alanı içinde, açıktan, paralel egemenlik alanları yaratmakta bir sakınca görmemektedir.” (a.g.e., s. 32)

Nasıl mı yapıyor? Mustafa Yıldırım , onu ilginç bir başlık altında, madde madde kitabında açıklıyor; benzer bir uygulamaya sahne olan ülkelerde, bu noktanın dikkatle izlenip incelenmesi elbette ‘hayati’ önem taşımaktadır.)

”Onaltı adımda demokrasi (!)…”

M eraklısı, hiç kuşkusuz, kitabı bulup bu onaltı maddenin tamamını öğrenecek; uygulama biçimleri hakkında, bilgi edinecektir; sadece ‘liberal sistem’ e dahil bazı ülkelerde, nasıl yürütüldüğünü, -ya da yürütülmediğini- ölçebilmesi için, ‘maddeler’ den bazılarını, şöyle bir hatırlatalım dedik..

”-a. Kamuoyu oluşturucularına -bizdeki adlandırmayla, aydınlara, yazarlara, bilim adamlarına- yönelik, içerde ve dışarda, masraflarını karşılayarak konferanslar çekmek! Katılımcılarla doğrudan ilişki içinde, ilgili ülke hakkında bilgi almak ve ‘düşünce’ ve ‘örgütlenme’ özgürlüğü başlığı altında, ‘yeniden yapılanma’ düşüncesini benimsetmek!..”

”-b. Alt örgütler yoksa, hemen Helsinki Nihâi Senedi kapsamında, Helsinki Yurttaşlar ve Ortak Zemin Merkezleri’ni örgütlemek ve koşullar olgunlaştıkça, uzaktan yönlendirilebilecek bir ilişkiler ağı altında ‘İnsan Hakkı’ dernekleri ve benzeri örgütlerin kurulması…”

”-c. Yeni propaganda aygıtlarının (radyo, gazete, dergi, televizyon, video yayını) devreye sokulması. Bilimsel ve magazinsel içerikle, insan hakları ilkeleri üstüne sürdürülen yayınların yoğunlaştırılması, insan hakları ihlâllerinin yaratılmasıyla, sürecin hızlandırılması…”

”-d. Casuslar yerine yayın muhâbirleriyle yerinden bilgi elde etmek için, yaygın bir yayıncı eğitim programının gerçekleştirilmesi; bilimsel ve toplumsal konferansların çoğalması; yerel vakıf ve ‘think tank’ derneklerinin kurulması…”

”-e. İşadamları derneklerinin, sendikalarının kurulması; var olanların içine bilim adamlarının sızması. Siyasi partilere eğitim programlarıyla, particilik dersleriyle yaklaşarak, kadroların yönlendirilmesi; gençliğin ‘düşünce özgürlüğü’ ve ‘siyasi katılımcılık’ propagandasıyla örgütlenmesi…”

Tuhaftır, insan ardı ardına bu maddeleri okurken, hiç yabancılık çekmiyor; sanki daha önce, bir yerlerde yaşamış, görmüş gibi oluyoruz, öyle değil mi? Acaba neden?

Tüyleri ürpertmiyor mu?..

Meselâ, şu maddeleri dikkatlice okur musunuz? ”…-f. Etnik kışkırtıcılık! Etnik ayrılıkları güçlendirmek üzere, kültür anımsatma programlarına başlanarak, yerel toplantılardan, uluslararası toplantılara adam taşınması; ulusal/bölgesel tarihin bütünleştirici özelliklerinin azımsanarak, yerel tarih, yerel kültür araştırması adı altında en eskiye özlem yaratılması…”

”-g. Yanlış ve eksik bilgilendirme. Kitlelerin akıl denetimlerini ele geçirmek üzere, yoğun propaganda ve yanlış bilgilendirmeyle, tarihsel devlet kurumlarının ve etnik sürtüşmeleri önleyen geleneksel kurumların yıpratılması; toplumsal kimliği karıştırmak için toplumsal ve tarihsel gerçeklerini tahrif ederek, yeni kimlikli topluluklar yaratılması…”

”-h. Ulusal üretim birimlerinin ele geçirilmesi. Yaratılan iktisadi bunalımlar sonucunda, ağır sanayi işletmelerinin, enerji ve iletişim kurumlarının, ‘özelleştirme’ adı altında yabancı şirketlere yok pahasına devredilmesi; iktisadi bağımsızlığı pekiştirecek büyük projelerin önlenmesi…”

Evet, son elli seneyi bilinçli yaşamış her yurttaşın, tüylerini ürperten ‘maddeler’ bunlar! Yeryüzüne uygulanmak istenen ‘küreselleşme’ nin ne türden bir ‘küreselleşme’ olduğunu, açık ve seçik olarak gösteriyorlar. Hepsi bu kadar mı? Ne münasebet! Sadece fikir vermek için, sadece altısını aktarayım dedim; yurttaşlık bilinci yüksek olanlar, hiç kuşkusuz ‘Sivil Örümcek Ağında’ yı okumadan edemeyeceklerdir…

Hem sadece bu sorunu işlemiyor ki!..

Cumhuriyet, 02.08.2004