“…´Özgürlük Savaşçısı´ mı; ´Petrol Avcısı´ mı?..”

…o yazıyı okurken, sürüklediği şaşırtıcı film kareleriyle birlikte, hiç beklemediğim bir çağrışım: meydanda, disiplini sımsıkı, düzeni kusursuz, yoğun bir kalabalık; aynı kelimeleri, aynı tempoyla tekrarlıyor: ”-…heil Hitler! …heil Hitler!..” . Arkası sıra, gözlüklü, zayıf bir yüz; düşünceli bir Nazi aydını: Führer ‘in Propaganda Nâzırı Goebbels; II. Dünya Savaşı ‘ndaki Nazi zaferlerinde oynadığı rol, reddedilemeyen adam; mağlubiyet kesinleşince, eşi ve çocuklarıyla birlikte, intihar ediyor.

Bu sadece dini bir akım değil…

O kuduğum yazı, beni kaptığı gibi acaba neden; Nazilerin, görkemli ama kan ve ölüm kokan ‘tragedya ortamına’ taşıdı? Birkaç satırına hele bir göz atınız, haklı mıyım, haksız mı, göreceksiniz:

”…Bush Kongre’deki ‘yemin töreni’nden önce, Saint-John Kilisesi’ndeki âyinde idi; tören dolayısıyla alınan olağanüstü güvenlik önlemleri çerçevesinde, Kongre binasının yakınlarına, uçaksavar füzeleri yerleştirilmişti; Hava Kuvvetleri’ne bağlı, F-15 ve F-16 savaş uçaklarıyla; E-3 havadan erken uyarı uçakları da, son günlerde Washington göklerinde, aralıksız uçuşlar gerçekleştiriyordu..”

”…Kongre binası, Beyaz Saray ve ikisi arasında yer alan Pennsylvania Caddesi ve civar yollarda, özel koruma tedbirleri alındı. İkinci Bush Dönemi kutlama etkinliklerinin bedeli 40 milyon doları buldu. Bush, töreni için Washington’a gelen ailesinin; tam 146 üyesini, Beyaz Saray’da ağırladı; konuklarına sarayı gezdirdi, ziyafet çekti…” (Cumhuriyet, 21 Ocak 2005)

Törenin ve Bush Jr üslûbunun, düpedüz faşizan çağrışımlara neden olduğunu, yalnız ben mi hissetmiştim? Hayır! Aynı izlenim başkalarında da uyanmış, söz gelişi, (yazar) İbrahim Karagül diyor ki:

”…bu sadece dini değil, aynı zamanda Anglosakson faşist bir akım, henüz bu tarafı tartışılmıyor: Geçen yüzyıl Avrupa’yı saran Faşizm, bu kez ABD’yi sarıp dünyaya yayılabilir. XXI. yy. bütün dinlerin öne çıktığı bir dönem olacak; bütün dinler, siyasi karar mekanizmalarında önemli yer tutacaklar…” (Akşam, 23 Ocak 2005)

Acaba bilmeyen kalmış mıdır? Monopolcü (Tekelci) Kapitalizm, Emperyalizm aşamasında düpedüz Faşizm ‘e dönüşür; ‘Faşizm’in ‘dış politikası’ ise, -Nâzım Hikmet ‘in daha 30 ‘lu yıllarda altını çizdiği gibi- ‘…harptir!’. (bkz. ‘Alman Faşizmi ve Irkçılığı’ .) Başkan Bush Jr da, aynen Mussolini ve Hitler gibi, barış vaatleriyle savaşları örgütlüyor: Birleşik Amerika ‘nın savunma holdingleri, galiba hiç bu kadar kâr etmemişlerdi.

Çomağın iki ‘ucu’ da pis!..

…halbuki, ‘mesele ‘nin tartışıldığı platform, ne kadar dinsel ve dindar görünmektedir; bu yüzden bir ilâhiyatçının olaylara tercüman olmasında, yarar da görülebilir; bakar mısınız bu konuda Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeki Arslantürk neler demiş:

”…Bush, Evangelizm’in bir kolu olan Radikal Baptist’tir; inancına göre, III. binyılda Hz. İsa dünyaya yeniden gelecek, bin yıl hüküm sürecek, müşrikleri temizleyip, ona tâbi olacaklarla yeni bir dünya kuracak. Bu nedenle Bush, kendisini tam anlamda Mesih gibi görmese de; Hz. İsa’nın geleceği yer olan Ortadoğu’yu, o güne hazırlamakla görevli sayıyor. Bundan vazgeçmeyecektir. Evangelist Tarikatı’ndaki Baptizm’in ve Metodizm’in kolları, Yahudilikle dirsek temasındadır. Yahudilikle Hıristiyanlığı birleştirmiş, kardeş yapmış bir mezheptir bunlar. Mesih’in geleceğini hazırlamak fikrinde ortak hareket ediyorlar. Bundan da Bush, kendine bir görev çıkarıyor; bu nedenle Ortadoğu’yu Hıristiyanlaştırmak istiyor; bunu, misyonerlerin başı olarak amaçlıyor…” (Akşam, 23 Ocak 2005)

Oysa New-York Times gibi bir gazetede, Bush Jr ‘ın bu tutumunu eleştiren bir Sosyoloji profesörü, Orlando Patterson; bambaşka ve çok da dikkate değer şeyler yazmıştır:

”…Bush Yönetimi, 11 Eylül’ün ardından Özgürlük/Diktatörlük/Terör arasında bağlantı kurmuş; ve ‘diktatörlükleri Yok etme’ misyonunu edinmiştir. Oysa her diktatör ‘terörist’ değildir; buna örnek olarak Arjantin, Brezilya ve Şili yönetimleri gösterilebilir. Bush Yönetimi yanlış irtibat kurmaktadır, zira teröristleri pekâlâ özgürlükçü bir rejim de besleyebilir; bu bakımdan Bush Jr’ın, amaç alarak tespit ettiği şeylere ulaşmak için seçtiği yol yanlıştır: Irak’a özgürlüğün silah yoluyla gelmeyeceği o kadar açıktır ki, Bush’un özgürlük kavramının altında ‘başka şeyler olduğu’, bu sözün, Başkan’ın ağzında, (asıl) anlamını yitirdiği meydandadır…” (Akşam, 23 Ocak 2005)

Bana sorarsanız, yazının başlığı; Orlando Patterson ‘ın ne demek istediğini, çok daha açık ve seçik, çok daha anlaşılabilir hâle koymuş ‘Özgürlük Savaşçısı’ mı, ‘Petrol Avcısı’ mı?

Yaaa!

Cumhuriyet, 04.02.2005