“…´Tanzimatçılık´, Başka Nasıl Olur?..”

…bilmem yanılıyor muyum: Barış ‘ın (Doster) kitabını okumaya başlamadan, daha önce yayımlanmış, yakın tarihimizle ilgili iki esere, -hiç değilse- şöyle bir ‘bakmak’ lâzım; ikisi de, ‘belge’ mahiyetindedir, ikisi de, ‘Atatürk, Türk Dünyası ve Mazlum Milletler’ in (Toplumsal Dönüşüm Yayınları) işlediği dönemi kapsıyor: Bu kitaplardan birisi, Gâzi ‘nin Türk Hariciye’sini, yıllarca kendisine emanet ettiği, Dr. Tevfik Rüştü Aras ‘ın yazılarından derlemedir: ”Atatürk’ün Dış Politikası’ ; ikincisiyse, Müdafaa-i Hukuk döneminde, inkılâbın ‘nâşir-i efkârı’ olan Hâkimiyet-i Milliye gazetesi başyazılarından, Hadiye Bolluk ‘un derlediği: ”Kurtuluş Savaşı’nın İdeolojisi”; her iki eser de, Kaynak Yayınları’ ndan çıktı.

Böyle bir ön çalışma, bana öyle geliyor ki, Dr. Barış Doster ‘in, önsözünde altını çizdiği sözlerin, gerçek ve tarihi anlamını bulmasına yardımcı olacaktır; çünkü ne diyor Barış Doster:

”…bu çalışma ile, ‘bölge merkezli’ politikaların dinozorluk sayıldığı, dünyaya ‘Ankara merkezli’ bakmanın alay konusu olduğu bir dönemde; Mustafa Kemal’in ‘bölge merkezli’ dış politikası; bu bağlamda, Asya’daki Türkler’e ve Mazlum Milletler’e nasıl yaklaştığı anımsatılmak istenmiştir. Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleri, bölgedeki diğer ülkeler ve komşularıyla ilişkilerini güçlendirmesi; tek seçeneğe mahkûm olmadığını anlaması ve geniş potansiyelini kullanması için, başarısı kanıtlanmış bir politikaya dikkat çekilmiştir…” (a.g.e., s.9)

Sizce de, Türkiye ‘nin ‘stratejik ortağı’ ve ‘büyük müttefiki’ sayılan ülkelerin, ‘kirli çamaşırları’ Mustafa Yıldırım ‘ın ‘Sivil Örümceğin Ağında’ (Democracy Project) dökülüp saçıldıktan sonra; yakın tarihimizden böyle başarılı bir alternatifi bulup, üzerinde düşünmemek, gerçekleşme olanaklarını tartışmamak; vahim bir saflık, tehlikeli bir yanılgı olmaz mıydı?..

Bugün yapabiliyor muyuz?

…geçen gün ne diyordum: ”Gâzi, Anadolu’daki Mazlumlar ile, -Azerbaycan, İran, Afganistan üzerinden- Avrasya’daki Mazlumlar’la irtibat aramıştı; ondan sonrakiler, tam tersine, ‘Koca’ Reşit Paşa geleneğine dönerek, Devlet-i Aliyye’yi batırmak için, elinden geleni yapmış olan Batı’dan, medet umdular; neden mi, bunu bilmeyecek ne var canım, ‘Tanzimatçılık’ ruhlarına işlemişti de, ondan!..” (Cumhuriyet, 11 Ağustos 2004)

Bu ‘dönüşün’ ne demek olduğunu, tam anlamıyla neyi ifâde ettiğini anlayabilmek için; eserinin daha başında, Amasya Tamimi ‘nin ve Erzurum Kongresi kararlarının, hangi ruhta olduğunu, neye istinat ettiğini açıkça ortaya koyan Barış ‘ın (Doster) , yarattığı mukayese imkânını iyi değerlendirmek lâzım; o günkü ‘meydan okuma’ yı görenlerin göğsü nasıl kabaracak; onu, bugünkü -hadi uysallık diyelim- davranışla mukayese edenlerin, içlerini nasıl büyük bir ‘hacâlet’ kaplayacaktır?

”…Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar da, Amasya Tamimi’ndeki ruhu, amacı ve kararlılığı içermekte, hatta daha açık ifadelerle, dünyaya meydan okumaktadır:

”1/ Ulusal sınırlar içinde bulunan yurt parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz. 2/ Ne türlü olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşıyız ve Osmanlı Hükümeti’nin dağılması halinde, ulus birlikte direnecek ve (yurdu) savunacaktır. 3/ Yurdun ve bağımsızlığının korunmasına ve güvenliğinin sağlanmasına, İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmezse, amacı gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümetin üyeleri ulusal kongrece seçileceklerdir. Kongre toplanmamışsa, bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır. 4/ Ulusal gücü ( ‘Kuva-yı Milliye’ ) etken ve ulusal istenci ( ‘irade-i milliye’ ) egemen kılmak temel ilkedir. 5/ Hıristiyan azınlıklara siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengelerimizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. 6/ Yabancı devletlerin güdümü ve koruyuculuğu kabul olunamaz. …” (a.g.e., s.34)

Dikkat isterim, hiç kimse günümüzdeki ‘küreselleşme’ kamuflajını kullanarak, ‘ulusalcılıklar’ ın modası geçtiğini söylemeye kalkışmasın; zira ‘küreselleşme’ nin -zaten hep öyleydi ya!..- nasıl bir ‘Ulusal Sistem Hegemonyası’ peşinde olduğu, artık açıkça anlaşılmıştır; onun içindir ki, Erzurum Kongresi’ ndeki ‘ meydan okuma’ bugün için de ‘muteberdir’ .

İş, o karanlık günlerde, o yürekli yurtseverlerin yaptığını; günümüzde, -yeryüzünün ekonomideki ilk yirmi, savunmadaki ilk altı ülkesi arasında bir ülke olarak- bugün yapabiliyor muyuz, işte orada!

Yapamıyorsak, ‘Tanzimatçılık’ başka nasıl olur?

Paralel okunmalı…

(…’dip dalgası’ , üst üste çıkan ‘aydınlatıcı’ eserlerle, büsbütün ‘yükseliyor’ ; bir yenisi de, Mustafa Yıldırım ‘ın ‘Democracy Project ‘inin, başka düzeydeki bir kanıtı sayılabilecek, ‘Frances Stonor Saunders’ in eseri, ‘Parayı Veren Düdüğü Çaldı / CIA ve Kültürel Soğuk Savaş’ ; üstelik Türkçesini, nice değerli çevirisini okumuş olduğumuz Ülker İnce hazırlamış, paralel okunmasında büyük yarar var, onun için duyurmak istedim.)

Cumhuriyet, 13.08.2004