“…Türk Halkı, ´Uyumuyor´!..”

( Tesbit/1. …işin erbabı, -hele muhayyelesi yeterince geniş, kültürü zengin olursa – Avrupa ‘lının ‘Türkiye Raporu’ nu, çarpıcı benzetmelerle, daha açık anlatıyor; mutlaka dikkatinizi çekmiştir, Alpaslan Işıklı bir değil, iki önemli ‘tesbit’ yapıyordu:

”…a/ (AB Raporu’nda) lüks arabaların, içerden dışarıyı gösteren, ama dışardan içeriyi göstermeyen, ‘siyah camları’ ile karşı karşıyayız, bir anlamda: onlar, o taraftan bu tarafa, rahatça geçebilecekler; ama biz, bu taraftan o tarafa, geçemeyeceğiz!..”

…b/ Bizim ülkemizdeki yatırım olanakları ve doğal zenginlikler, onların istifadesine sunulacak; ama onların istihdam olanakları, bizim yüzümüze kapanacak! Avrupalılar, ‘senin malın benim malım; benim malım, yine benim malım’ şeklinde bir formülle işi bağlamışlardır…”

Türkçede boşuna, ‘erbabı bilir’ denilmemiştir!..)

Dönüp dolaşıp ‘Sevres’e geliyorlar…

( Tesbit/2 …söyleye söyleye, dilimde tüy bitti: ‘Sistem’ Türkiye ‘ye, daha 70 ‘li yıllarda ABD ‘de halka dağıtılan; Yunan istihbaratçı Gnl. Tagaris ‘in raporunda yazdıklarını -ki Sevres Anlaşması ‘nın başka bir kopyasıdır- dayatmak istiyor (bkz: ‘Batı’nın Deli Gömleği’ ) Ona göre Türkiye ‘etnik bir çorbadır’ , Anadolu ‘da en az beş devlet kurulmalıdır, Hıristiyanlık esastır, estek köstek!

Avrupa Birliği teşebbüsü, günümüzde hem yeni bir Roma/Cermen İmparatorluğu denemesi; hem de Gnl. Tagaris ‘in daha o zaman baktığı falı gerçekleştirme çabası! Zaten Media ‘larında, bunu gizlemiyorlar; oysa bizim Media ‘mızda -özellikle ‘holding basını’ nda- aleyhimize oluşturulan koşulları, nedense görmezden gelmekteyiz; ne var ki ‘Dip Dalgası’ nın Enternet’teki çeşitli grupları, kızdırılmış arıların kovanları gibi uğulduyor. Bunlardan birisi, AB ‘nin malûm ve mahût raporuyla, karşı karşıya kaldığımız -ve muhtemelen kalmakta devam edeceğimiz- opsiyonların ‘dökümünü’ , bakar mısınız nasıl yapıyor:

”a/ Kıbrıs’taki Türk askeri varlığının sıfırlanması ve Türk göçmenlerin geriye dönmesi! b/ Kıbrıs’taki Rum Devleti’nin, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adıyla, Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınması! c/ Kuzey Kıbrıs’taki Rum emlakinin Rumlara iadesi ve Lazidou’ya yaptığımız gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin işgalciliği kabul etmesi ve bedelini ödemesi. d/ KKTC’nin varlığından vazgeçmemiz. e/ Ermenistan’la diplomatik münasebetlerin tesisi ve sınır kapısı açılması! f/ Ermenilerin tehciri sırasında ‘soykırım’ yapıldığını kabul edip, zarara uğrayanların ve ölenlerin mirasçılarına tazminat ödemeyi kabul etmemiz! g/ Türkiye’de Lausanne Antlaşması’nın esaslarını değiştirecek şekilde, anlaşmada derpiş edilenlerden başka ‘azınlıklar’ -özellikle de Kürtler- olduğunu kabul etmemiz ve bu ‘azınlıklara’ özel haklar tanımamız! h/ yerel idareleri güçlendirerek -valilerin seçimle gelmesi dahil- adı konmamış bir ‘federatif yapıya’ geçmeye hazırlanmamız! ı/ Ordu ile hükümet arasındaki münasebetlerin hiçbirinde, gerçek anlamda güçlü bir ordu olmayan (Fransa ve İngiltere hariç) üyelerindeki duruma indirgenerek, Türk ordusunun Atatürk Cumhuriyeti’nin gerçek koruyucusu görevini bırakmasına onay vermemiz. j/ Hıristiyanlara dini faaliyetlerinde ve dini eğitimde özerklik tanınması, vs…”

Bu ‘dökümü’ yapmış olan Ömer Sunman, sözünü şöyle önemli bir tesbite bağlıyor:

”…gerek AB görevlilerinin, gerekse AB üyesi ülkelerin üst seviye temsilcilerinin, görüşme ve yazışmalarında, başta işkence yasağı olmak üzere, TBMM’nin çıkardığı ve cumhurbaşkanımızın onayladığı pek çok ‘uyum yasası’nın, tam olarak uygulanıp uygulanmadığını sorgulayarak; seksen bir yıllık bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamaları; ve bu konuda, onları teşvik etmeyi görev olarak yüklenmiş ‘yerli basın’ ile yerli ‘Sivil’ toplum Kuruluşları’nın varlığı 17.12.2004 kararlarında etkili olacaktır!..” (‘Ah AB, Vah AB!..’ 7 Ekim 2004, e.mail!)

Evet, Türk halkı uyumuyor!

Meğerse neymiş!..

(Tesbit/3. bilindiği üzere aşağıdaki ‘tesbit, Krasnaya Zvezda Askeri İstihbarat Okulu, eski bölüm başkanı, eski ataşemiliter, Avrasya ekibinde Ortadoğu ve Kafkasya uzmanı, General Aleksiy Kornikof tarafından yapılmıştı:

”…CIA ve MI5, 1987’de Londra’da ‘Yeni Dünya Düzeni’nin saldırganlık antlamasını imzaladılar: Times Anlaşması!.. Buna göre beliren iki odak var, biri Doğu Avrupa’ nın merkezi görünümündeki Yugoslavya; öteki Mezopotamya ya da Irak ve Türkiye. Önce Yugoslavya ve Mezopotomya ‘daki etnik gruplar harekete geçirildi, Yugoslavya bölündü, sonra sıra Irak ve Türkiye’ye geldi…”

”…ABD, tabii ‘Irak’ ın toprak bütünlüğüne saygılıyız’ diyor ama, Yugoslavya için de aynı şeyi söylüyordu. Times Anlaşması uyarınca, ABD ve İngiltere, Irak ‘ta istediklerini yapıncaya kadar savaşacak. ABD, 11 Eylül’ü bahane ederek NATO ‘yu da işin içine sokmak istiyor…” (Aydınlık, 10 Şubat 2002)

Durum, yeterince ‘aydınlık’ değil mi?)

Cumhuriyet, 22.10.2004