“…Zafer´den Sonra, ´ŞSekl-i Hükümet´!..”

Parantez/1 ”….neresinden bakılsa, Süleyman haklı!” Süleyman da kim? Asıl adı başka, aranızdan birisi; telefonda diyor ki: ”…iyi, tamam! ‘Resmî tarih’in, ustaca tertiplenmiş bir senaryo olduğunu söylüyorsunuz; dediklerinizi sağlam göndermelerle pekiştiriyorsunuz; ne var ki, meraklısı aradığı zaman o kaynakları çokluk bulamıyor!”

”…örnek de vermiş, onca Mustafa Kemal Paşa ‘nın, Erzurum Kongresi sırasında, Mahzar Müfit Bey’e yazdırdığı ‘program’ , çevresindekilerin çoğundan ‘farklı’ düşündüğünün kanıtı ama, bir ‘gönderme’ ile işin içinden çıkmışım; Süleyman onca çabasına rağmen, Mahzar Müfit Bey ‘in Hatıralar’ını, ne kitapçılarda bulabilmiş ne de kütüphanede! Böyle, birçok önyargıyı altüst edebilecek ‘tesbitleri’ , kapsamlı alıntılarla vermek, doğru olmaz mıymış?..”

”…dedim ya, Süleyman haklı! Üstelik şikâyeti, daha önceki benzer şikâyetlerin devamı: birkaç yıl oluyor, Gâzi’nin Riyaset-i Cumhur Kâtib-i Umûmisi Hasan Rıza Bey ‘in (Soyak) ‘Hatıralar’ ından bir alıntı üzerine, eseri arayan başka birisi, çektiği e-mail ‘de bundan yakınmıştı: kitabı, söylediğim yayınevine başvurup, almak istiyor; ne cevap alsa iyi: ‘Bizim yayınlarımız arasında, böyle bir eser yoktur’ . İşin acıklı ya da gülünçlü yanı şu ki, aynı yayınevi, aynı eseri, iki yıl kadar önce, aynı isimle tekrar yayımladı: haberiniz yoksa, olsun!

Hâl-i pür-melâlimizi, varın kestirin!…” )

‘…Gayr-ı ihtiyari, kalem elimden düstü..’

(Tesbit/ 18 …Mahzar Müfit Bey’ in (Kansu) iki ciltlik eseri, tam olarak şu adı taşır: ”Erzurum’dan Ölümüne Kadar, Atatürk’le Beraber!” ; ve Tarih Kurumu tarafından yayımlanmıştır; ilki 1968 ‘de, sonraki 1986 ‘da, iki defa basılmış! Mahzar Müfit Bey, Erzurum Kongresi ortamında, Gâzi ‘nin asıl amacını merak ediyor; sık sık da, bunu kendisine soruyor; ilk cevab-ı kat’i, hatıra defterinin 7-8 Temmuz 1335 (1919) tarihli sayfasında ‘sabaha karşı’ notuyla kayıtlı.

”…defterimi getirdiğimi görünce, sigarasını birkaç nefes üst üste çektikten sonra: ‘-…Amma bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin, sonuna kadar mahrem kalacak..’ dedi. Sonra ilâve ediyor: ‘-Önce tarih koy!’ ve başlıyor, kafasındaki programı açıklamaya:

…Zaferden sonda şekl-i hükümet Cumhuriyet olacaktır; bu bir; iki: padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince icâb eden muâmele yapılacaktır; üç: tesettür kalkacaktır. Dört: fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir…”

Mazhar Müfit Bey (Kansu) , defterinde hayretini şöyle ifade etmiştir: ”…bu anda gayr-ı ihtiyari kalem elimden düştü. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı: bu gözlerin, bir takılışta birbirine çok şeyi anlatan konuşuşuydu. Paşa ile, zaman zaman, senli benli konuşmaktan çekinmezdim; ‘-…neden durakaldın?’ deyince: ‘…darılma ama Paşam, sizin de hayalperest taraflarınız var’ dedim; gülerek ‘-…bunu zaman tayin eder, sen yaz’ dedi. Yazmaya devam ettim: ‘…beş: Lâtin hurufu kabul edilecek… ‘- Paşam kâfi, kâfi’ dedim ve biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insan edâsı ile: ‘Cumhuriyet ilânına muvaffak olalım da, üst tarafı yeter’ diyerek defterimi kapadım…” (a.g.e. cilt 1, s. 131.)

Aynı hatıra defterinin, 22 Temmuz 1335 (1919) tarihli sayfasında ise, aynı konuyla ilgili şu satırlar göze çarpıyor:

”…bugün Mustafa Kemal Paşa ile öğle yemeğinden sonra, bazı meseleler hakkında müzâkerelerde bulunduk (…) Aramızda her şeyi görüştük, görüşmeye de devam ediyoruz fakat, ‘…muvaffakiyet takdirinde, ki bundan şüphem yok, hükûmetin şekli ne olacak?…’ diye bir kere daha sordum ve ilâve ettim: ‘-…muhakkak ki mevcût şekl-i hükümet, bu memleketin refah, saadet ve terakkisine kâfi gelmeyecektir. Başka bir hükümet şekli arayıp bulmamız lâzım geldiği kanaatindeyim..’

”…Paşa, devamlı şekilde benim bu nokta üzerinde dolanmamdan usanmış olacak ki, gülerek ve fakat kat’i ifâdesini vererek: ‘-Açıkça söyleyeyim: şekl-i hükümet zamanı gelince, Cumhuriyet olacaktır!’ dedi. Çok sevinçliyim: nihâyet bütün kat’iyeti ve cidddiyeti ile Paşa’ya bunu söyletmiş bulunuyorum. Bu satırlarımı yazarken, gözlerimden adetâ sevinç yaşları boşanıyor…” (a.g.e. cilt 1,s. 174)

Gâzi’nin tasarladıgı plan farklıydı…

(Tesbit / 19. ”…Bilmem Süleyman , bunları okuduktan sonra ne diyecek? Bence, şu nokta açık ve seçik: Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya intikal ederken tasarladığı plan; Dersaadet’in (yâni Bâbıâli’nin, yâni Sadrazam’ın, yâni Padişah’ın, yâni İngiliz İstihbâratı’nın) öngürdüğü gibi, Anadolu’yu yekpâre olarak, Rusya’ya karşı bir ‘demir perde’ye dönüştürmek değil; tam tersine savaşı, emperyalizm’e karşı bir Kurtuluş Savaşı’na dönüştürüp; sonra ülkenin kaderini kökünden değiştirecek, bir ihtilâl’e yönelmektir.”

O zaman, soru şu: peki bütün bunları, Mazhar Müfit Bey, hayalinden uydurmuş olamaz mı? Bunun iki cevabı var; ilki şudur:

”…eski Adliye Vekili ve İzmir Milletvekili Mahmut Esat merhum, bir gün Atatürk’e müracaat ediyor: ‘Paşam, üniversitede inkılap derslerinde okutmak üzere, tarafınızdan Cumhuriyet sözlerini ilk önce nerede, ne şekilde ve kimler arasında telâffuz buyurduğunuzu öğrenmek istiyorum’ diyor, Atatürk kendisine şu cevabı veriyor: ‘-…Bunu Mazhar Müfit’ten öğreniniz; o günü gününe bütün hadiseleri not etmiştir!’…”

Peki ya ikincisi? O da Cumhuriyet ‘in ilânına tekaddüm eden günlerde, sorunu kurcalayan Avusturyalı gazeteciyi de, (Neue Freie Presse) aynı gerekçeyle aynı yere, yâni Mazhar Müfit Bey ‘in hatıra defterine yönlendirmesidir. (a.g.e. cilt, II. s.. 595 / 596)

Cumhuriyet, 22.08.2005